Telefon
WhatsApp
İnstagram

Yapay Zekâ ile Hazırlanan Reklamlarda Yeni Dönem: Gerçek Kişi Gibi Görünen Dijital Karakterler Artık Açıklanmak Zorunda

Hukuk alanındaki önemli makale, rapor ve bültenlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Güncel yasal gelişmeleri ve uzman analizlerini inceleyin.

Yapay Zekâ ile Hazırlanan Reklamlarda Yeni Dönem: Gerçek Kişi Gibi Görünen Dijital Karakterler Artık Açıklanmak Zorunda

Yapay Zekâ ile Hazırlanan Reklamlarda Yeni Dönem: Gerçek Kişi Gibi Görünen Dijital Karakterler Artık Açıklanmak Zorunda

57 Görüntüleme 02 Ekim 2026, 12:28

Yapay zekâ ile üretilmiş bir kadın ekranda bir cilt bakım ürününü eline alıyor, yüzüne sürdüğünü söylüyor ve “Ben üç haftadır kullanıyorum, lekelerim azaldı” diyor. Görüntü o kadar gerçekçi ki izleyen kişi bunun gerçek bir insan mı yoksa tamamen yapay zekâ ile oluşturulmuş dijital bir karakter mi olduğunu anlayamıyor. Başka bir reklamda ise tanınmış gerçek bir kişinin yüzü ve sesi yapay zekâ ile çoğaltılıyor, sanki o kişi ürünü gerçekten kullanmış ve tavsiye etmiş gibi bir video hazırlanıyor. 1 Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye’de bu iki örnek aynı hukuki sonuca tabi değil: İlki belirli şartlarla yapılabilir ancak yapay zekâ ile oluşturulduğu açıkça belirtilmelidir; ikincisi ise gerçek bir kişinin dijital kopyasının ürünü deneyimlemiş veya tavsiye etmiş izlenimi yaratması hâlinde doğrudan yasak kapsamındadır.

Yeni dönem, 1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile başladı ve değişiklikler 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Düzenleme yalnızca yapay zekâ reklamlarına ilişkin değil; hedefli reklamcılık, sosyal medya etkileyicileri, indirimli satış reklamları, tüketici yorumları, çevresel beyanlar ve başka dijital reklam uygulamaları bakımından da yeni kurallar getirdi. Ancak yapay zekâ ile oluşturulan reklamlar bakımından getirilen iki yeni kural, özellikle sosyal medya reklamcılığı ve dijital içerik üretimi açısından son derece önemlidir.

İlk kural, yapay zekâ kullanılarak oluşturulan ve insandan ayırt edilemeyecek kadar gerçekçi dijital karakterlere ilişkindir. Reklamda böyle bir karakter kullanılıyorsa, bu karakterin yapay zekâ teknolojileriyle oluşturulduğunun tüketiciye açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir şekilde bildirilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle marka, gerçekte var olmayan bir kişiyi reklama çıkarabilir; ancak tüketicinin o karakteri gerçek bir insan sanmasına izin veremez.

Bu düzenlemenin mantığı, yapay zekâ kullanımını yasaklamak değil, reklamın tüketiciyi yanıltıcı bir gerçeklik algısına sürüklemesini önlemektir. Bir marka katalog çekiminde yapay zekâyla oluşturulmuş bir model kullanabilir, reklam filminde tamamen dijital bir sunucuya yer verebilir veya sanal marka yüzü oluşturabilir. Ancak bu kişi insandan ayırt edilemeyecek kadar gerçekçi görünüyorsa tüketicinin bunun dijital karakter olduğunu anlayabileceği bir açıklama bulunmalıdır.

Burada “yapay zekâ kullanıldı” bilgisinin nerede ve nasıl verileceği de önemlidir. Düzenleme açıklamanın açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir olmasını istemektedir. Dolayısıyla reklam filminin sonunda saniyenin küçük bir bölümünde okunamayacak ölçüde küçük yazıyla “AI generated” yazılması veya metnin arka planla aynı renkte verilmesi, şeffaflık yükümlülüğünü yerine getirdiği anlamına gelmeyebilir. Açıklamanın tüketicinin gerçekten görebileceği ve anlayabileceği biçimde sunulması gerekir.

Özellikle Instagram Reels, TikTok, YouTube Shorts ve benzeri hızlı tüketilen video formatlarında bu mesele daha da önemlidir. Reklam birkaç saniye sürüyorsa yapay zekâ açıklamasının reklamın sonuna gizlenmesi, tüketicinin içeriği gerçek kişi anlatımı sanmasına yol açabilir. Hukuki değerlendirmede yalnızca açıklamanın teknik olarak bulunup bulunmadığına değil, tüketici tarafından gerçekten fark edilebilir olup olmadığına da bakılması beklenir.

İkinci ve çok daha sert kural ise gerçek kişilerin yapay zekâ ile oluşturulan dijital kopyaları bakımındandır. Bir gerçek kişinin yüzünü, sesini veya görüntüsünü yapay zekâ ile çoğaltarak o kişiyi bir ürün veya hizmeti bizzat deneyimlemiş gibi göstermek ya da tavsiyede bulunuyormuş izlenimi yaratmak artık yasaktır. Ticaret Bakanlığı bu yasağı açık biçimde duyurmuştur.

Bu noktada çok önemli bir ayrım vardır. Düzenleme “gerçek kişinin yapay zekâ ile hiçbir şekilde reklamda kullanılmasını” bütünüyle yasaklayan genel bir hüküm olarak okunmamalıdır. Yasak, dijital kopyanın bir mal veya hizmeti bizzat deneyimlediği izlenimini vermesi veya tavsiyede bulunması üzerinde yoğunlaşmaktadır. Örneğin gerçek bir kişinin yapay zekâ ile oluşturulmuş görüntüsüne “Bu ürünü kullandım ve sonuç aldım” dedirtmek açık biçimde riskli ve düzenlemenin hedef aldığı örneklerden biridir.

Dolayısıyla ünlü bir sanatçının, sporcunun, doktorun, influencerın veya herhangi bir gerçek kişinin dijital ikizini kullanıp o kişinin gerçekte hiç kullanmadığı ürüne “Ben kullanıyorum” dedirtmek artık yalnızca kişilik hakları veya haksız reklam meselesi değildir; reklam mevzuatı bakımından da açık yasakla karşılaşmaktadır.

Bu düzenleme özellikle “deepfake reklam” diye bilinen içerikleri doğrudan hedeflemektedir. Son yıllarda sosyal medyada tanınmış kişilerin yüz ve seslerinin yapay zekâ ile kopyalandığı, yatırım platformu, sağlık ürünü, kozmetik, takviye edici gıda veya başka ürünleri tavsiye ediyormuş gibi gösterildiği reklamlar yaygınlaşmıştır. Yeni düzenleme bu tür reklamlarda “ama videoyu biz yapay zekâ ile yaptık, gerçek kişi söylemedi” savunmasının reklam hukuku bakımından koruma sağlamamasını amaçlamaktadır.

Üstelik sorun yalnızca ünlülerle sınırlı değildir. Gerçek bir müşterinin fotoğrafı veya videosu alınarak o kişinin dijital kopyası oluşturulabilir ve kendisine gerçekte söylemediği cümleler söyletilebilir. Örneğin estetik kliniğinin eski hastasının yüzü yapay zekâ ile kullanılarak “Bu işlem hayatımı değiştirdi” denilmesi de aynı hukuki tartışmayı doğurabilir.

Yeni kuralların en önemli sonuçlarından biri, “müşteri yorumu” ile “yapay zekâ üretimi reklam senaryosu” arasındaki çizginin daha görünür hâle gelmesidir. Reklam veren yapay zekâya tamamen kurgusal bir müşteri karakteri oluşturabilir; ancak kişi gerçek insan gibi görünüyorsa dijital karakter olduğu açıklanmalıdır. Buna karşılık gerçek kişinin dijital kopyasına kişisel ürün deneyimi yüklemek doğrudan yasaklanan alana girebilir.

Yapay zekâ kullanılmış olması, reklamdaki diğer iddiaların ispat yükünü de ortadan kaldırmaz. Ticaret Bakanlığının mevcut reklam kuralları uyarınca reklam verenler ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispat etmekle yükümlüdür. Doğrulanabilir olgulara ilişkin iddiaların bilimsel geçerliliği olan bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerekir. Bu nedenle yapay zekâ karakterinin “Bu krem kırışıklıkları yüzde 70 azaltır” demesi ile gerçek oyuncunun aynı cümleyi söylemesi arasında ispat yükü bakımından fark yoktur; iddia reklam veren tarafından kanıtlanmalıdır.

Başka bir ifadeyle yapay zekâ reklamcılıkta içerik üretim aracıdır; reklam verenin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıran bir aracı değildir. “Metni yapay zekâ yazdı”, “video otomatik oluşturuldu” veya “biz yalnızca platformun hazır AI özelliğini kullandık” şeklindeki savunmalar, tüketiciye sunulan iddianın hukuka uygun olması gerekliliğini değiştirmez.

Örneğin yapay zekâ ile oluşturulan sanal doktor karakteri “Bu ürün diyabeti iyileştirir” diyorsa mesele yalnızca karakterin yapay zekâ olduğunun açıklanması değildir. İddianın sağlık mevzuatı ve reklam hukuku bakımından baştan yasak veya yanıltıcı olması ayrı bir ihlal oluşturabilir. Bu nedenle “AI etiketi koydum, artık her şeyi söyleyebilirim” yaklaşımı son derece yanlıştır.

Benzer şekilde bir emlak şirketinin yapay zekâ ile oluşturduğu dijital danışman “Bu projeyi alan kesin yüzde 50 kazanır” diyorsa yatırım getirisine ilişkin iddianın da ayrıca doğrulanabilir ve hukuka uygun olması gerekir. Sanal karakter kullanılması, reklamın içerik sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Yeni düzenleme sosyal medya influencer reklamlarıyla birlikte düşünüldüğünde daha da önem kazanmaktadır. 1 Ağustos 2026’dan itibaren sosyal medya etkileyicileri ücret, ücretsiz veya indirimli ürün/hizmet, davet, sponsorluk veya benzeri menfaat karşılığında paylaşım yapıyorsa içeriğin reklam niteliğini “reklam”, “iş birliği”, “sponsorlu içerik” veya “tanıtım” gibi ifadelerle açıkça belirtmek zorundadır.

Dolayısıyla bir marka yapay zekâ ile sanal influencer oluşturmuşsa iki ayrı şeffaflık konusu ortaya çıkabilir: Karakterin yapay zekâ ile oluşturulduğunun açıkça belirtilmesi ve içeriğin ticari reklam olduğunun tüketici tarafından anlaşılması. Özellikle gerçek insan gibi görünen sanal influencer hesaplarının kişisel günlük hayat hesabı görüntüsü vererek ürün tanıtması halinde bu ayrım daha kritik olacaktır.

Yeni dönemde “reklam mı, normal içerik mi?” sorusunun yanında “karşımızdaki kişi gerçek mi, dijital mi?” sorusu da tüketici hukukunun konusu hâline gelmiştir.

Hedefli reklamcılıkta getirilen yeni düzenlemeler de yapay zekâ reklam sistemleriyle doğrudan ilişkilidir. Reklam verenler, tüketicilere reklamın hangi kriterlere göre gösterildiğine ve bu kriterlerin nasıl değiştirilebileceğine ilişkin doğrudan ve kolay erişilebilir bilgi sunmak zorundadır. Çocuklara yönelik olarak kişisel verilere dayalı profilleme yoluyla hedefli reklam yapılması ise yasaklanmıştır.

Bu, reklamın yalnızca içeriğinin değil, kime ve neden gösterildiğinin de hukuki denetime tabi olduğu anlamına gelir. Yapay zekâ sistemi tüketicilerin davranışlarını analiz ederek belirli kişilere özel reklamlar hazırlıyorsa, reklam verenin şeffaflık yükümlülüğü yalnızca videoda “AI ile üretildi” yazmakla sona ermez.

Özellikle çocukların profillenmesi bakımından düzenleme çok nettir. Çocuğun arama geçmişi, izlediği videolar, oyun alışkanlıkları veya diğer kişisel verileri analiz edilerek ona özel ticari reklam sunulması yasak kapsamına alınmıştır.

Yapay zekâ reklamlarında en büyük risklerden biri de gerçek kullanıcı yorumu görüntüsü verilmesi olabilir. Bir e-ticaret sitesinde “Ayşe K. – ürünü kullandım, iki haftada sonuç aldım” şeklinde tamamen yapay zekâ tarafından uydurulmuş yorumlar oluşturulması yalnızca yapay zekâ karakter düzenlemesiyle sınırlı bir mesele değildir. Tüketici değerlendirmeleri konusunda da yeni kurallar getirilmiş ve satın alma sürecinin doğrulanamadığı mecralardan alınan tüketici değerlendirmelerinin yayımlanamayacağı belirtilmiştir.

Bu nedenle bir işletmenin yapay zekâya yüzlerce olumlu müşteri yorumu yazdırıp bunları gerçek tüketici görüşü gibi yayınlaması ciddi reklam hukuku riski taşır. Yapay zekâ içeriğinin “kurgu” olması işletmeye sahte müşteri deneyimini gerçekmiş gibi sunma hakkı vermez.

Aynı durum “öncesi-sonrası” görselleri bakımından da geçerlidir. Yapay zekâ ile gerçek dışı bir sonuç görüntüsü oluşturulup tüketiciye ürün kullanılmış gibi sunulması aldatıcı reklam değerlendirmesine açık olacaktır. Örneğin zayıflama ürünü reklamında yapay zekâ ile oluşturulan aynı kişinin önce kilolu, sonra çok zayıf görüntüsü verilerek bunun gerçek kullanım sonucu olduğu izlenimi yaratılması son derece risklidir.

Burada önemli olan yalnızca görselin yapay zekâ ile oluşturulmuş olup olmadığı değildir; tüketicinin hangi sonuca inandırıldığıdır. Reklam tüketiciye gerçek klinik sonuç, gerçek müşteri deneyimi veya gerçek ürün performansı algısı veriyorsa reklam veren bu iddiayı doğrulayabilmelidir.

Yapay zekâ ile üretilmiş ürün görselleri bakımından da aynı mantık geçerlidir. Bir mobilya firması gerçek ürünü daha büyük, daha kaliteli veya farklı malzemedenmiş gibi gösterecek bir AI görseli oluşturursa, tüketiciye teslim edilen ürün reklamda gösterilen temel niteliklerden farklıysa yalnızca reklam hukuku değil, ayıplı mal hükümleri de gündeme gelebilir.

Emlak ilanlarında yapay zekâ ile “gelecekteki manzara”, “örnek daire” veya “tamamlanmış proje” görselleri oluşturulması da özel dikkat gerektirir. Eğer görsel gerçek mevcut durumu gösteriyormuş gibi kullanılıyorsa tüketiciyi yanıltabilir. Görselin temsili veya yapay zekâ ile oluşturulmuş olduğu açıkça belirtilmeli; projede gerçekte bulunmayan özellikler kesin vaat gibi sunulmamalıdır.

Otomobil reklamında yapay zekâyla mevcut olmayan donanımın gösterilmesi, otel reklamında gerçekte olmayan havuz veya sahil görünümü oluşturulması, restoran reklamında sunulmayan büyüklükte porsiyonların görselleştirilmesi de aynı prensip üzerinden değerlendirilir: reklamın tüketicide oluşturduğu genel izlenim gerçeğe uygun olmalıdır.

Yeni yapay zekâ hükümleri kişilik hakları ve kişisel verilerin korunmasıyla da kesişebilir. Gerçek kişinin yüzünün veya sesinin dijital kopyasının izinsiz kullanılması, reklam mevzuatı dışında kişilik hakkı, görüntü ve ses üzerindeki haklar, KVKK ve somut olayın özelliklerine göre başka hukuki sonuçlar doğurabilir. Yönetmelikteki reklam yasağı, bu diğer hukuk alanlarındaki sorumluluğun yerine geçmez.

Örneğin bir markanın ünlü bir kişinin sesini yapay zekâ ile taklit ederek reklam hazırlaması, kişi ürünü tavsiye etmiş izlenimi veriyorsa yeni reklam düzenlemesi bakımından yasak sorunu doğurur. Aynı zamanda kişinin adı, sesi, görüntüsü ve ticari kişiliğinin izinsiz kullanılması nedeniyle özel hukuk talepleri de gündeme gelebilir.

Benzer biçimde yapay zekâyla oluşturulmuş sahte doktor veya avukat karakteri, belirli bir gerçek kişinin kimliğine benzeyecek biçimde tasarlanmışsa “tamamen kurgu” savunması her zaman yeterli olmayabilir. Gerçek kişinin ayırt edilebilir biçimde taklit edilip edilmediği somut olayda ayrıca değerlendirilir.

Peki bu kurallara uyulmazsa ne olur?

Ticari reklamlar Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Reklam Kurulu tarafından denetlenmektedir. Mevzuata aykırı reklamlarda reklamın durdurulması ve aykırılığın ağırlığına, yayınlandığı mecraya, sağlanan menfaate, oluşan zarara, kusura ve ekonomik duruma göre idari para cezaları gündeme gelebilir. Ticaret Bakanlığı 2026 yılında reklam ve haksız ticari uygulamalar bakımından çok yüksek tutarlı yaptırımlar uygulamaya devam etmiş; Ağustos ayındaki açıklamasında 2026’nın ilk yedi ayında toplam 218 milyon TL’nin üzerinde idari para cezası uygulandığını duyurmuştur.

2026 yılı bakımından ticari reklam ve haksız ticari uygulamalarda uygulanabilecek idari para cezalarının üst sınırı, somut aykırılığın türüne ve mecrasına göre milyonlarca liraya ulaşabilmektedir; Ticaret Bakanlığı güncel açıklamalarında Reklam Kurulunun bazı reklam aykırılıklarında 39.916.524 TL’ye kadar idari para cezası uygulayabildiğini belirtmektedir.

Bu nedenle büyük markalar açısından yapay zekâ ile birkaç dakikada üretilen reklamın hukuki kontrolü yapılmadan yayınlanması ciddi mali risk yaratabilir. Yapay zekâ üretim maliyetini düşürmektedir ama hukuki sorumluluğu düşürmemektedir.

Üstelik sorumluluk yalnızca reklam veren şirkete indirgenemez. Ticari reklam mevzuatında reklam veren, reklam ajansı ve mecra kuruluşlarının da ilgili yükümlülüklere uyması gereken durumlar bulunmaktadır. Reklam üretim sürecinde “ajans yaptı”, “influencer hazırladı”, “AI platformundan otomatik çıktı” şeklindeki açıklamalar sorumluluğu tek başına ortadan kaldırmaz.

Ajansların da yeni dönemde üretim süreçlerini değiştirmesi gerekir. Bir kampanya için insan yüzü kullanılacaksa bunun gerçek kişi mi yoksa tamamen dijital karakter mi olduğu kayıt altına alınmalı, yapay zekâ karakterlerde gerekli açıklama reklamın görünür bölümüne yerleştirilmeli, gerçek kişinin dijital kopyası kullanılıyorsa kişiye deneyim veya tavsiye atfedilmemelidir.

Markaların iç onay süreçlerinde de yeni bir “AI reklam kontrolü” oluşturması gerekecektir. Reklamın yapay zekâ ile hazırlanıp hazırlanmadığı, karakterin gerçek insan sanılıp sanılmayacağı, gerçek kişinin yüz veya sesinin kullanılıp kullanılmadığı, ürün deneyimi veya tavsiye izlenimi yaratılıp yaratılmadığı ve reklam iddialarının ispat belgelerinin bulunup bulunmadığı yayın öncesinde kontrol edilmelidir.

Özellikle sağlık, kozmetik, finans, yatırım, eğitim, emlak ve takviye edici gıda gibi tüketicinin kararını ciddi biçimde etkileyen alanlarda daha yüksek dikkat gerekir. Yapay zekâ karakterin beyaz önlük giymesi ve uzman gibi konuşması dahi tüketicinin mesajı algılama biçimini değiştirebilir. Üstelik 2026 düzenlemesi ticari reklamlarda akademik unvanların yanıltıcı biçimde kullanılmasına ilişkin de yeni sınırlamalar getirmiştir.

Bu nedenle “AI doktor”, “AI profesör”, “AI uzman” veya benzeri karakterler kullanılırken karakterin kurgu olduğunun açıklanması tek başına bütün hukuki sorunları çözmeyebilir. Reklamda kullanılan uzmanlık iddiası, sağlık beyanı veya akademik unvan ayrıca mevzuata uygun olmalıdır.

Bir başka önemli risk, yabancı ülkede hazırlanmış reklamların Türkiye’de aynen kullanılmasıdır. Global markanın merkez ofisi başka ülkede yapay zekâ karakterli reklam hazırlamış olabilir. Reklam orada hukuka uygun olsa bile Türkiye’de yayınlanırken Türk reklam mevzuatındaki açıklama ve yasaklara uyulması gerekir. Dijital reklamın global hazırlanmış olması Türkiye’deki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Aynı durum sosyal medya platformları için de geçerlidir. Platformun “AI generated” etiketi eklemesi reklam veren açısından faydalı olabilir; ancak Türkiye’deki yasal yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediği yine reklamın görünümü ve tüketicinin açıklamayı anlayıp anlayamadığı üzerinden değerlendirilmelidir.

Markaların yalnızca son videoyu değil, üretim dosyalarını ve onay süreçlerini de saklaması faydalıdır. Yapay zekâ karakterin hangi yöntemle üretildiği, gerçek kişi verisinin kullanılıp kullanılmadığı, reklam iddialarının dayanakları, kullanılan görsel ve ses lisansları ile yayınlanan son versiyon daha sonra bir Reklam Kurulu incelemesinde önem taşıyabilir.

Tüketici açısından ise yapay zekâ reklamıyla karşılaşıldığında iki temel soru sorulabilir: Karşımdaki kişi gerçekten var mı ve söylediği deneyim gerçekten yaşanmış mı? 1 Ağustos 2026 sonrasında hukuk artık bu iki sorunun cevaplarını daha açık biçimde koruma altına almaktadır.

Gerçek olmayan ama insandan ayırt edilemeyecek karakterin dijital olduğu açıklanmalıdır. Gerçek kişinin AI kopyasına ise ürünü kullanmış veya tavsiye etmiş izlenimi verilemez.

Bu iki kuralın birlikte değerlendirilmesi gerekir. Örneğin tamamen hayalî bir AI kadın “Bu parfümü seviyorum” diyorsa, karakterin yapay zekâ ile oluşturulduğu açıkça belirtilmesi gerekir; ayrıca kişisel deneyim anlatımının tüketicide gerçek kullanıcı deneyimi algısı yaratıp yaratmadığı reklamın genel yanıltıcılık kuralları bakımından ayrıca değerlendirilebilir. Buna karşılık gerçek bir oyuncunun dijital kopyasına aynı cümlenin söyletilmesi yeni düzenlemedeki özel yasakla doğrudan karşılaşabilir.

Dolayısıyla firmaların “gerçek kişiyi kullanmayalım, tamamen yapay karakter üretelim” demesi bütün riski ortadan kaldırmaz. Yapay karakter kullanılması mümkündür ancak reklamın niteliği ve karakterin dijital olduğu gizlenemez.

Yeni düzenleme yapay zekâ reklamcılığını sona erdirmiyor; tam tersine kullanımın hangi sınırlar içinde yapılacağını ilk kez çok daha açık hâle getiriyor. Bu açıdan bakıldığında 1 Ağustos 2026, dijital reklamcılık bakımından önemli bir eşik olarak kabul edilebilir.

Sonuç olarak Türkiye’de artık yapay zekâ ile oluşturulan reklam açısından iki temel kırmızı çizgi vardır: Gerçek insan sanılabilecek dijital karakter kullanıyorsanız bunu açıkça söylemeniz gerekir; gerçek bir kişinin yapay zekâ ile oluşturulmuş dijital kopyasına ise ürünü deneyimlemiş veya tavsiye etmiş izlenimi veremezsiniz.

Buna ek olarak reklamın kendisinin reklam olduğunun anlaşılması, influencer içeriklerinde ticari ilişkinin açıklanması, hedefli reklamlarda kullanılan kriterlerin şeffaflaştırılması, çocukların profilleme yoluyla hedeflenmemesi ve reklamdaki bütün doğrulanabilir iddiaların ispatlanabilir olması gerekir.

Kısacası yapay zekâ artık reklam üretimini saniyelere indirmiş olabilir; fakat “AI yaptı” cümlesi hukuki sorumluluğu yapay zekâya devretmez. Reklamın muhatabı tüketicidir, sorumluluğun muhatabı ise hâlâ reklamı yayınlayan ve reklam faaliyetini yürüten gerçek veya tüzel kişilerdir.

🔍 Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Hukuki sorularınızın yanıtlarını aramak için aşağıdaki formu kullanın

Popüler Arama Konuları

En çok aranan hukuki konularımıza göz atın: