Telefonunuzun IMEI Numarası Klonlandı: Cihaz Kapanır mı, Suç Kime Ait?
Bir sabah telefonunuza “IMEI numaralı cihazınızın klonlandığı tespit edilmiştir” şeklinde bir mesaj geldiğini düşünün. Telefonu Türkiye’den, faturalı ve kutulu olarak satın almış olabilirsiniz. Cihazı yıllardır sorunsuz kullanmış da olabilirsiniz. Buna rağmen birkaç gün sonra hat kapanabilir, cihaz yalnızca belirli bir numarayla çalışmaya başlayabilir veya e-Devlet sorgulamasında “klonlanmış IMEI” uyarısıyla karşılaşabilirsiniz. Peki bu durumda gerçekten sizin telefonunuz mu kaçaktır, IMEI numarasını kim kopyalamıştır, cihaz yeniden açılabilir mi, telefonu size satan kişi sorumlu olur mu ve uğradığınız zararı kimden isteyebilirsiniz?
IMEI, mobil cihazın elektronik kimlik bilgisidir. Bir cep telefonunun elektronik haberleşme şebekesinde tanınmasını sağlayan bu numara, cihazın kimliğini belirleyen temel teknik verilerden biridir. Türkiye’de elektronik kimlik bilgisine sahip cihazların kayıt altına alınması zorunludur. BTK’nın tüketici bilgilendirmelerinde de IMEI’ye sahip cihazların Türkiye’de kullanılabilmesi için kayıt sistemine dâhil olması gerektiği açıkça belirtilmektedir.
IMEI klonlama ise kısaca, bir cihaza ait gerçek IMEI numarasının başka bir cihaza kopyalanmasıdır. Böylece kayıt dışı veya farklı bir cihaz, sistemde başka bir telefona ait elektronik kimlik bilgisini kullanmaya başlar. Bu durumun mağduru çoğu zaman IMEI’si kopyalanan gerçek cihaz sahibidir. Yani telefonunu yasal olarak satın almış olmanız, IMEI numaranızın başka bir cihazda kötüye kullanılmasını tamamen engellemez.
Bu nedenle “IMEI klonlandıysa telefonum kesin kaçaktır” düşüncesi doğru değildir. Bazen kayıt dışı veya kaçak bir cihaza, piyasada bulunan yasal bir telefonun IMEI’si kopyalanır. Sistem aynı IMEI numarasının birden fazla cihaz veya hat üzerinde olağan dışı biçimde kullanıldığını tespit ettiğinde klon analizi yapılabilir. BTK’nın düzenlemelerinde, başka cihazlara kopyalandığı tespit edilen gerçek cihazın teknik imkânlar ölçüsünde ilk kullanıcı hattıyla eşleştirilerek kullanılmasına devam edilmesini sağlayan mekanizmalar bulunmaktadır.
Bu uygulamanın mantığı şudur: Devlet, klonlanmış IMEI’nin sınırsız biçimde farklı hatlarla kullanılmasını engellerken, gerçek cihaz sahibinin tamamen mağdur olmasını da önlemeye çalışır. Bu nedenle bazı klonlanmış cihazlar belirli bir GSM hattıyla eşleştirilerek haberleşmeye açık tutulabilir. BTK’nın geçmiş düzenlemelerinde de IMEI’si klonlanan gerçek cihaz sahibinin belirli bir abone numarasıyla cihazını kullanabilmesine yönelik sistem açıkça öngörülmüştür.
Peki telefon gerçekten kapanır mı? IMEI’nin klonlandığının tespit edilmesi hâlinde cihazın elektronik haberleşme şebekesinden hizmet alması sınırlandırılabilir. BTK’nın klon analizine ilişkin kararlarında, tespit edilen IMEI numaralarının siyah listeye alınması ve kullanıcılara belirli süre içinde bilgilendirme mesajı gönderilmesi öngörülmüştür. Bununla birlikte gerçek cihazın hangi hatla eşleştirileceği ve yeniden kullanılmaya devam edip edemeyeceği teknik ve idari kayıtlar üzerinden belirlenmektedir.
Bu nedenle telefona “IMEI klonlandı” mesajı geldiğinde ilk yapılması gereken cihazı çöpe atmak veya hemen yeni telefon almak değildir. Öncelikle e-Devlet üzerindeki IMEI sorgulaması yapılmalıdır. BTK’nın IMEI Sorgulama hizmeti üzerinden cihazın kayıt durumu, kayıp veya çalıntı kaydı ve bazı elektronik kimlik bilgisi durumları kontrol edilebilmektedir. IMEI numarası telefonda *#06# tuşlanarak da öğrenilebilir.
Burada kutu, fatura ve cihaz üzerindeki IMEI numaralarının karşılaştırılması son derece önemlidir. Telefonun kutusunda yazan IMEI, cihaz ekranında *#06# ile görünen IMEI ve faturada belirtilen IMEI birbiriyle uyuşmalıdır. BTK da telefon satın alırken marka, model, seri numarası veya IMEI numarasının faturada belirtilmesini tüketici açısından önemli bir güvenlik unsuru olarak göstermektedir.
Eğer cihazın faturasında IMEI numarası bulunuyor, kutu ile telefon eşleşiyor ve cihazı yetkili veya bilinen bir satıcıdan aldıysanız, bu belgeler gerçek cihaz sahibi olduğunuzu ortaya koymak bakımından kritik öneme sahiptir. Buna karşılık faturada IMEI bulunmaması, cihaz kutusunun olmaması, farklı IMEI numaralarının çıkması veya cihazın geçmişinin açıklanamaması ispat sorununu büyütebilir.
İkinci el telefonlarda bu problem çok daha sık yaşanmaktadır. Tüketici, telefonu ilan sitesinden veya telefoncudan “Türkiye cihazı”, “kayıtlı”, “sorunsuz” ya da “IMEI garantili” ifadeleriyle satın almış olabilir. Bir süre sonra cihaz klonlanmış veya kayıt dışı çıkarsa, satıcının “Ben de böyle aldım, haberim yoktu” şeklindeki savunması her durumda sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun bakımından, tüketiciye teslim edilen malın sözleşmede kararlaştırılan veya objektif olarak sahip olması gereken nitelikleri taşımaması ayıplı mal hükümlerini gündeme getirir. Ticaret Bakanlığı da tüketicinin makul olarak beklediği faydayı azaltan veya ortadan kaldıran hukuki, ekonomik ya da maddi eksikliklerin ayıp sayılabileceğini açıkça belirtmektedir.
Telefonun mobil haberleşme özelliğinin IMEI problemi nedeniyle tamamen veya önemli ölçüde kullanılamaz hâle gelmesi, tüketicinin cihazdan beklediği temel faydayı doğrudan etkiler. Bu nedenle IMEI’si değiştirilmiş veya klonlanmış bir telefonun tüketici hukuku bakımından ayıplı mal niteliği taşıması mümkündür. Nitekim Ticaret Bakanlığının Tüketici Hakem Heyetleri rehberinde, IMEI numarası değiştirilmiş veya klonlanmış cep telefonlarıyla ilgili uyuşmazlıklarda cihazın durumunun BTK’dan sorulmasının uygun olduğu belirtilmektedir.
Satıcının tüketiciye karşı sorumluluğu bakımından önemli olan, cihazın satış anında sözleşmeye uygun olup olmadığıdır. Bir telefon “kayıtlı ve sorunsuz” olarak satılmış ancak sonradan IMEI’sinin klonlandığı veya hukuka aykırı biçimde değiştirildiği ortaya çıkmışsa tüketici ayıplı mala ilişkin seçimlik haklarını gündeme getirebilir.
Bu haklar somut olayın şartlarına göre bedel iadesi, ayıp oranında bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim şeklinde olabilir. Ancak IMEI sorunu bazı durumlarda basit bir teknik arızadan farklıdır. Cihazın elektronik kimliğinde hukuki veya teknik bir sorun bulunuyorsa “onarım” her zaman gerçek bir çözüm olmayabilir. Bu nedenle tüketici açısından bedel iadesi veya ayıpsız misliyle değişim daha anlamlı bir talep hâline gelebilir.
Satıcının “IMEI’yi ben klonlamadım” savunması ile tüketiciye karşı ayıplı mal sorumluluğu birbirinden ayrılmalıdır. Satıcının ceza sorumluluğu için kastının ve fiille bağlantısının araştırılması gerekir. Ancak tüketici hukuku bakımından satıcı, cihazı sözleşmeye uygun biçimde teslim etmekle yükümlüdür. Telefonun IMEI problemi tüketicinin kullanımını engelliyorsa satıcının bu problemi bizzat yaratmamış olması her durumda tüketiciye karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Özellikle profesyonel telefon satıcıları, galeriler gibi, sattıkları ürün konusunda sıradan tüketiciden daha yüksek bilgi ve özen yükümlülüğüne sahiptir. Telefoncunun cihazın kayıt durumunu kontrol etmeden “sorunsuz” diye satış yapması, ticari faaliyetinin riskini tüketiciye yükleyebileceği anlamına gelmez.
İkinci el telefon iki birey arasında satılmışsa 6502 sayılı Kanun her olayda uygulanmayabilir. Bu durumda Türk Borçlar Kanunu’nun satış ve ayıp hükümleri gündeme gelir. Satıcı cihazın kayıtlı ve kullanılabilir olduğunu taahhüt etmiş ancak telefon IMEI nedeniyle kapanmışsa sözleşmeye aykırılık ve ayıp sorumluluğu bakımından değerlendirme yapılabilir.
Burada satıcının telefonun durumunu bilip bilmemesi de bazı haklar ve zamanaşımı tartışmaları bakımından önem taşıyabilir. Özellikle satıcı IMEI’nin değiştirilmiş olduğunu bilmesine rağmen bunu gizleyerek cihazı “orijinal, kayıtlı ve sorunsuz” şeklinde sattıysa yalnızca ayıp sorumluluğu değil, hile ve ceza hukuku boyutu da gündeme gelebilir.
IMEI numarasını değiştirmek veya bir cihazın elektronik kimlik bilgisini başka cihaza kopyalamak basit bir tamir işlemi değildir. 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan düzenlemeler elektronik kimlik bilgilerinin kayıt altına alınmasına ve değiştirilmiş ya da klonlanmış cihazların haberleşme şebekesinden çıkarılmasına ilişkin özel kurallar içermektedir. Bu nedenle teknik servis veya telefoncunun “IMEI atarız, sorun çözülür” şeklindeki önerileri ciddi hukuki risk taşır.
Özellikle yurt dışından getirilmiş ve kayıt süresi geçmiş telefonlara başka cihazın IMEI numarasının yazılması, başka bir kişinin yasal cihaz kimliğinin hukuka aykırı şekilde kullanılmasına neden olabilir. Bu işlem yalnızca cihazı kullanan kişiyi değil, IMEI’si kopyalanan gerçek cihaz sahibini de mağdur eder.
Ceza hukuku bakımından ise dosyanın nasıl gerçekleştiğine bakılmalıdır. IMEI’yi kim değiştirdi, hangi cihazdan hangi cihaza kopyalandı, satıcı bunu biliyor muydu, cihaz bu şekilde bilerek piyasaya sürüldü mü, tüketiciye gerçeğe aykırı bilgi verildi mi? Bu soruların cevapları suç vasfının ve sorumlu kişilerin tespitinde önemlidir.
Örneğin telefoncu, kayıt dışı bir telefonu satabilmek için başka bir cihazın IMEI numarasını bilerek kopyalamış ve cihazı “Türkiye kayıtlı, hiçbir sorunu yok” diyerek satmışsa, elektronik kimlik bilgisine müdahale yanında hileli satış davranışları nedeniyle başka ceza hukuku hükümleri de gündeme gelebilir. Olayın oluş biçimine göre dolandırıcılık veya bilişim suçları ayrıca tartışılabilir.
Buna karşılık tüketici telefonu sıradan şekilde satın almış, teknik müdahaleden haberi bulunmamış ve yalnızca cihazı kullanmışsa, telefonu kullanıyor olması onu otomatik olarak IMEI klonlama fiilinin faili hâline getirmez. Ceza sorumluluğu şahsidir. Klonlama veya değiştirme işlemini kimin gerçekleştirdiği somut delillerle belirlenmelidir.
Bu dosyalarda teknik bilirkişi incelemesi büyük önem taşır. Telefonun anakartı değiştirilmiş mi, cihazın üretici kayıtlarındaki seri numarası ile mevcut IMEI uyuşuyor mu, yazılım üzerinden elektronik kimlik bilgisine müdahale edilmiş mi, cihaz daha önce servis görmüş mü, kutu ve telefon numaraları eşleşiyor mu gibi hususlar incelenebilir.
BTK kayıtları da en önemli deliller arasındadır. IMEI numarasının hangi tarihlerde hangi GSM hatlarıyla kullanıldığı, aynı IMEI’nin farklı cihaz veya hatlarda görünmesi, cihazın ne zaman klon şüphesiyle işaretlendiği ve hangi MSISDN ile eşleştirildiği teknik kayıtlar üzerinden değerlendirilebilir. Klon analizinde ilk kullanıcı hatlarının belirlenmesi ve gerçek cihazın eşleştirilmesi BTK düzenlemelerinde açıkça yer almaktadır.
Telefonun faturasının tarihi ile ilk kullanım kayıtlarının karşılaştırılması da önemlidir. Örneğin cihaz 2025 yılında sıfır olarak satın alınmış görünürken aynı IMEI’nin 2023 yılında başka bir hatla kullanıldığı ortaya çıkıyorsa bu ciddi bir çelişki oluşturabilir. Benzer şekilde cihazın kutusu ile anakartındaki elektronik kimliğin farklı olması, cihazın geçmişte müdahale gördüğüne işaret edebilir.
Satıcıya karşı yapılacak başvuruda yalnızca “telefon kapandı” denilmemelidir. IMEI sorgulama sonucu, BTK mesajı, fatura, garanti belgesi, kutu üzerindeki IMEI etiketi, cihazın *#06# ekranı, satıcıyla yapılan WhatsApp yazışmaları ve varsa ilandaki “Türkiye garantili”, “kayıtlı”, “IMEI sorunsuz” gibi ifadeler birlikte saklanmalıdır.
İlanın ekran görüntüsü özellikle önemlidir. Telefon satıldıktan sonra ilan silinebilir. Satıcının cihazı hangi özelliklerle tanıttığı, kayıt durumuna ilişkin ne söylediği ve fiyatın ne olduğu uyuşmazlığın çözümünde delil olabilir. Bu nedenle ikinci el elektronik cihaz alımlarında ilan ekranının ve yazışmaların satış öncesinde kaydedilmesi son derece faydalıdır.
Fatura üzerinde IMEI numarasının bulunması da güçlü delildir. BTK’nın tüketici bilgilendirmesinde cihaz alınırken IMEI veya seri numarasının faturada bulunmasının kontrol edilmesi özellikle tavsiye edilmektedir.
Peki IMEI’si klonlanan kişi nereye başvurmalıdır? Öncelikle BTK’nın e-Devlet hizmetleri üzerinden IMEI sorgulaması yapılmalı ve cihazın kayıt durumu doğrulanmalıdır. Gerektiğinde BTK Tüketici İletişim Merkezi’nin 120 numaralı hattından bilgi alınabilir. BTK’nın tüketici sitesinde de IMEI klonlanmış cihazlara ilişkin özel bilgilendirme bulunmaktadır.
Cihazın gerçek ve yasal sahibi olduğunuzu gösteren fatura ve diğer belgelerle gerekli eşleştirme veya kayıt işlemlerinin mümkün olup olmadığı BTK sürecinde değerlendirilir. Ancak BTK’nın cihazı haberleşmeye açması, satıcının hukuki sorumluluğunu otomatik olarak sona erdirmez. Örneğin tüketici cihazı “her hatla kullanılabilir, sorunsuz telefon” olarak satın almış ancak klonlama nedeniyle yalnızca belirli bir telefon numarasıyla kullanabiliyorsa, ürünün satışta vaat edilen özellikleri taşımadığı iddiası devam edebilir.
Bu ayrım önemlidir. Teknik olarak cihazın yeniden kullanılabilir hâle gelmesi ile tüketicinin ayıplı mal nedeniyle sahip olduğu haklar aynı mesele değildir. Tüketicinin telefonunu başka bir aile ferdine verememesi, SIM kartını değiştirdiğinde cihazın çalışmaması veya ikinci el değerinin düşmesi ekonomik ayıp değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Satıcı başvuruyu kabul etmezse uyuşmazlık değerine göre Tüketici Hakem Heyetine veya Tüketici Mahkemesine başvuru gündeme gelir. Telefon satışlarında ayıplı mal iddiası tüketici hakem heyetlerinde sık karşılaşılan uyuşmazlıklardandır. Ticaret Bakanlığının 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin verilerine göre tüketici hakem heyeti başvurularının yaklaşık yüzde 35’i ayıplı mal uyuşmazlıklarından oluşmuştur.
Başvuruda cihazın mevcut durumunun BTK’dan resmî olarak sorulması da talep edilebilir. Ticaret Bakanlığının hakem heyeti rehberinde IMEI’si klonlanmış telefon uyuşmazlıklarında eşleştirme yapılıp yapılmayacağının resmî şekilde belirlenmesi için BTK’dan görüş alınmasının uygun olduğu belirtilmektedir.
Telefonun yetkili servise gönderilmesi hâlinde servis kayıtları da saklanmalıdır. Servisin “IMEI problemi”, “anakart değişmiş”, “cihaz kayıt dışı”, “üretici bilgileri uyuşmuyor” veya benzeri bir tespitte bulunması, ileride açılacak davada önemli teknik delil oluşturabilir.
Cihaz yenilenmiş ürün olarak alınmışsa ayrıca Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmelik kapsamındaki güvenceler gündeme gelir. Ticaret Bakanlığının 2026 tarihli güncel bilgilendirmesine göre cep telefonları yenilenerek satılabilen ürünler arasındadır ve yenileme faaliyetleri Bakanlıkça yetkilendirilmiş yenileme merkezleri tarafından yürütülmelidir.
Bu nedenle “yenilenmiş telefon” etiketi altında satılan bir cihazın IMEI’sinde hukuka aykırı değişiklik bulunması daha da ciddi bir uyumsuzluk oluşturabilir. Yetkili yenileme merkezinin cihaz kimliğini ve teknik geçmişini kontrol etme yükümlülüğü bulunduğundan, tüketici ürünün güvenilir ve mevzuata uygun şekilde yenilendiğini bekler.
İkinci el telefon satın alan kişilerin satıştan önce mutlaka IMEI sorgusu yapması gerekir. Ancak satış günü yapılan sorgunun temiz çıkması, gelecekte hiçbir klonlama sorunu yaşanmayacağı garantisi vermez. Çünkü gerçek cihazın IMEI’si daha sonra başka bir cihaza kopyalanabilir. Bu nedenle sorun sonradan ortaya çıkmışsa cihazın satış anında zaten klonlanmış mı olduğu, yoksa IMEI’nin daha sonra mı kopyalandığı tespit edilmelidir.
Bu ayrım satıcının sorumluluğu bakımından önemlidir. Eğer telefon satıldığı anda tamamen yasal ve sorunsuz, ancak aylar sonra üçüncü bir kişi IMEI’yi çalarak başka cihaza kopyalamışsa satıcıya ayıp sorumluluğu yöneltmek her zaman doğru olmayabilir. Buna karşılık satıştan önce klonlama veya elektronik kimlik müdahalesi mevcutsa satıcının sorumluluğu çok daha güçlü şekilde gündeme gelir.
Dolayısıyla mahkemenin veya hakem heyetinin bakması gereken temel sorulardan biri “IMEI ne zaman klonlandı?” sorusudur. BTK kullanım kayıtları, cihazın ilk aktivasyon tarihi, farklı hatlarla kullanım zamanları ve teknik analizler bu kronolojinin belirlenmesini sağlayabilir.
Bir diğer önemli husus, klonlanmış telefonun ikinci el piyasasında satılmasıdır. Cihaz yalnızca belirli bir hatla çalışıyor ve satıcı bunu alıcıya söylemiyorsa, önemli bir teknik ve ekonomik sınırlama gizlenmiş olabilir. Satıcı, cihazın IMEI durumunu biliyorsa bunu alıcıya açıkça bildirmelidir. “Telefon çalışıyor, gerisi önemli değil” yaklaşımı hukuken yeterli değildir.
Telefonun başka birine satılması sırasında IMEI durumunun gizlenmesi, yeni bir uyuşmazlık yaratır. Özellikle cihazın normal piyasa değerinden satılması ve “her hatla kullanılabilir” izlenimi verilmesi, alıcının sözleşme iradesini etkileyebilir.
Kayıp veya çalıntı cihazlarla klon cihazlar da birbirine karıştırılmamalıdır. Telefonun IMEI’sinin siyah listede bulunmasının sebebi kayıp/çalıntı bildirimi olabilir. BTK, kayıp veya çalıntı telefonların e-Devlet veya 120 hattı üzerinden haberleşmeye kapatılmasına imkân tanımaktadır. Böyle bir durumda cihazın gerçek sahibine ilişkin farklı bir hukuki problem vardır.
Bu nedenle cihaz satın almadan önce yalnızca “IMEI kayıtlı mı?” sorusuna değil, IMEI’nin kayıp/çalıntı durumuna, modelle eşleşip eşleşmediğine ve faturayla uyumuna da bakılmalıdır. Çok düşük fiyatlı, faturasız ve kutusuz cihazlar bakımından risk daha yüksektir.
Telefoncunun “IMEI garantisi veriyorum” şeklindeki ifadesi de ayrıca önemlidir. Böyle bir garanti yazılı mesaj, ilan veya satış belgesinde bulunuyorsa satıcının cihazın kayıt durumuna ilişkin özel taahhüdü niteliğinde değerlendirilebilir. Satıcının sonradan “BTK işi, beni ilgilendirmez” demesi bu taahhütle çelişebilir.
IMEI uyuşmazlığında hukuki süreç başlatmadan önce satıcıya yazılı bildirim yapılması faydalıdır. Mesaj veya noter ihtarında cihazın IMEI numarası, satın alma tarihi, sorun tarihi, BTK sorgu sonucu ve talep açıkça belirtilmelidir. “Telefon bozuldu” gibi genel bir ifade yerine “Cihazın IMEI’sinin klonlandığı tespit edildi, bu nedenle elektronik haberleşme hizmeti sınırlandırıldı” şeklinde somut bildirim yapılmalıdır.
Satıcının telefonu alıp “IMEI düzeltmesi” yapmayı teklif etmesi hâlinde de dikkatli olunmalıdır. Eğer önerilen işlem yeni bir IMEI yazılması veya başka telefona ait elektronik kimlik bilgisinin kullanılmasıysa bu teklif kabul edilmemelidir. Sorunun hukuka uygun çözümü BTK kayıtları ve yetkili teknik servis üzerinden yürütülmelidir.
Tüketici cihazı satıcıya teslim ederse teslim tutanağı almalıdır. Tutanakta cihazın marka, model, seri ve IMEI numaraları, fiziksel durumu, teslim tarihi ve teslim sebebi yazılmalıdır. Aksi hâlde daha sonra “Bana bu telefon verilmedi” veya “cihaz zaten farklıydı” şeklinde ispat sorunları çıkabilir.
Telefonun içindeki kişisel veriler de unutulmamalıdır. Servise veya satıcıya teslim öncesinde mümkünse veri yedeği alınmalı, kişisel hesaplardan çıkış yapılmalı ve cihazın hukuki delil niteliğini bozmayacak şekilde veri güvenliği sağlanmalıdır. Eğer IMEI manipülasyonu konusunda ceza soruşturması düşünülüyorsa cihaz üzerinde yapılacak işlemlerden önce hukuki ve teknik danışmanlık alınması daha doğru olabilir.
Sonuç olarak telefonunuzun IMEI numarasının klonlanması, cihazın mutlaka kaçak olduğu veya kullanıcının suç işlediği anlamına gelmez. Gerçek ve yasal bir telefonun elektronik kimlik numarası üçüncü kişiler tarafından başka cihazlara kopyalanmış olabilir. BTK sistemi bu tür durumlarda klon analizi yapabilir ve gerçek cihazı belirli bir hatla eşleştirerek kullanıma devam ettirebilir.
Buna karşılık telefonu satın aldığınız anda IMEI’si değiştirilmiş, klonlanmış veya kayıt sorunu bulunan bir cihaz size “sorunsuz ve kayıtlı” diye satılmışsa, satıcının tüketici veya borçlar hukuku bakımından sorumluluğu gündeme gelebilir. Profesyonel satıcıdan alınan cihazlarda ayıplı mal hükümleri çerçevesinde bedel iadesi, değişim, indirim veya şartlarına göre diğer seçimlik haklar kullanılabilir. IMEI müdahalesinin bilerek yapılması hâlinde ise ceza hukuku ayrıca devreye girebilir.
Bu dosyalarda sonucu belirleyen şey yalnızca telefona gelen bir SMS değildir. Fatura, kutu ve cihaz IMEI eşleşmesi, BTK kayıtları, ilk kullanım tarihi, farklı hatlarla kullanım geçmişi, satıcının ilanı ve yazışmaları, servis raporları ve teknik bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirilmelidir.
Telefonunuz bir sabah kapandığında ilk tepkiniz “Telefonum çöpe gitti” olmamalıdır. Önce cihazın gerçek kayıt durumunu ortaya çıkarın. Çünkü IMEI uyuşmazlıklarında bazen mağdur olan kişi, telefonu yıllardır hukuka uygun şekilde kullanan gerçek cihaz sahibidir; asıl sorumluluk ise o cihazın kimliğini başka telefona taşıyan veya bu şekilde cihazı piyasaya süren kişidedir.

