Noterde Aracı Devrettiniz Ama Para Gelmedi: Aracınızı Geri Alabilir misiniz?
İkinci el araç satışlarında satıcının en büyük korkularından biri, aracın noter devrini yaptıktan sonra satış bedelini alamamaktır. Özellikle geçmiş yıllarda sahte banka dekontu gösterilmesi, “para hesaba birazdan düşecek” denilerek satıcının ikna edilmesi, EFT talimatı görüntüsünün gerçek transfer gibi sunulması veya araç devrinden hemen sonra alıcının ortadan kaybolması şeklindeki dolandırıcılık yöntemleriyle çok sayıda uyuşmazlık yaşanmıştır. Bugün Güvenli Ödeme Sistemi bu riski önemli ölçüde azaltmış olsa da, araç satış bedelinin tamamen veya kısmen ödenmediği, hileli işlemler yapıldığı veya aracın çok kısa sürede başka kişilere devredildiği dosyalar hâlen hukuk ve ceza mahkemelerinin önüne gelebilmektedir.
Bu durumda satıcının ilk sorusu genellikle aynıdır: “Noterde aracı devrettim ama paramı alamadım, aracı geri alabilir miyim?”
Bu sorunun cevabı her olay bakımından aynı değildir. Satış bedelinin yalnızca ödenmemiş olması ile satıcının sahte dekont veya başka bir hileli davranışla kandırılarak araç devrini gerçekleştirmesi hukuken aynı durum değildir. Aracın hâlen ilk alıcının üzerinde bulunması ile üçüncü, dördüncü kişilere devredilmiş olması da uyuşmazlığın sonucunu tamamen değiştirebilir. Bu nedenle ilk yapılması gereken, olayın basit bir satış bedeli alacağı mı, hile nedeniyle sözleşmenin iptalini gerektiren bir durum mu, yoksa nitelikli dolandırıcılık niteliğinde bir ceza dosyası mı olduğunun belirlenmesidir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca tescilli araçların satış ve devirlerinin noter tarafından yapılması zorunludur. Noter dışında yapılan satışlar geçersizdir. Başka bir ifadeyle trafik siciline kayıtlı otomobiller, hukuken taşınır mal olmakla birlikte mülkiyetlerinin devri bakımından özel bir şekle tabidir. Noterde usulüne uygun satış işlemi tamamlandığında araç mülkiyeti alıcıya geçer. Yargıtay uygulamasında da noter satışının araç mülkiyetinin devri bakımından kurucu nitelikte olduğu kabul edilmektedir.
Bu nedenle “Satış bedelini alamadım, o hâlde araç hâlâ benimdir.” şeklindeki düşünce kural olarak doğru değildir. Noter satışı yapılmışsa mülkiyet alıcıya geçmiştir. Satış bedelinin ödenmemiş olması, tek başına noter satışını kendiliğinden hükümsüz hâle getirmez. Satıcının artık alıcıdan bir satış bedeli alacağı bulunmaktadır ve bu alacağın nasıl tahsil edileceği veya sözleşmenin hangi şartlarda ortadan kaldırılabileceği ayrıca değerlendirilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 207. maddesi satış sözleşmesini, satıcının malın zilyetliğini ve mülkiyetini devretmeyi, alıcının ise buna karşılık satış bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlamaktadır. Kanun ayrıca aksi kararlaştırılmadıkça tarafların borçlarını aynı anda yerine getirmekle yükümlü olduğunu kabul etmektedir. Dolayısıyla araç satışında satıcının mülkiyeti devretmesi ile alıcının bedeli ödemesi birbirinin karşılığını oluşturan asli borçlardır.
Alıcı noter satışından sonra bedeli hiç ödemezse öncelikle borçlu temerrüdüne ilişkin hükümler gündeme gelir. Satıcı, şartlarına göre satış bedelinin ödenmesini ve gecikme nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini talep edebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklıya ifayı ve gecikme tazminatını isteme, belirli şartlarda ifadan vazgeçerek zararının giderilmesini talep etme veya sözleşmeden dönme seçenekleri tanımaktadır. Ancak araç mülkiyetinin noter işlemiyle devredildiği durumlarda bu hakların nasıl kullanılacağı ve aracın aynen geri istenip istenemeyeceği, özellikle üçüncü kişilerin devreye girmesi hâlinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Burada en kritik ayrım, satış bedelinin yalnızca sonradan ödenmemesi ile satıcının daha en başından kandırılması arasındadır. Taraflar notere gitmiş, alıcı gerçekten ödeme yapacağını taahhüt etmiş ancak daha sonra ekonomik güçlük nedeniyle ödeyememişse mesele esas itibarıyla bir borcun ifa edilmemesi problemidir. Buna karşılık alıcı notere gelmeden önce sahte banka dekontu hazırlamış, olmayan bir EFT’yi yapılmış gibi göstermiş, satıcıya telefon ekranında sahte para transferi görüntüsü sunmuş veya “para hesabına geçti” diyerek satıcının iradesini hileyle etkilemişse artık Türk Borçlar Kanunu’nun aldatmaya ilişkin hükümleri ve ceza hukuku birlikte gündeme gelir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu sözleşme yapmışsa, yanılma esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Burada önemli olan, hileli davranış ile satıcının araç devri yönündeki iradesi arasında nedensellik bulunmasıdır. Satıcı gerçeği bilseydi aracı devretmeyecek idiyse ve noter işlemini sahte dekont veya başka bir aldatıcı davranış nedeniyle gerçekleştirmişse, satış sözleşmesinin hile nedeniyle iptali ve aracın yeniden adına tescili talep edilebilir.
Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024/2084 Esas, 2024/3511 Karar sayılı kararında uyuşmazlık, “hile ve bedelsizlik iddiasına dayalı olarak noterlikçe yapılan araç satış sözleşmesinin iptali ile önceki malik adına tescili, bunun mümkün olmaması hâlinde bedelin tahsili” şeklinde nitelendirilmiş; değerlendirmede TBK m.36 ile KTK m.20/d birlikte ele alınmıştır. Bu karar, noter satışının yapılmış olmasının hile iddiasını hukuken tartışılamaz hâle getirmediğini göstermesi bakımından önemlidir.
Sahte dekont olaylarında ceza hukuku boyutu da ayrıca değerlendirilmelidir. Satıcının banka hesabına gerçekte hiçbir para aktarılmadığı hâlde sahte dekont veya sahte banka ekranı gösterilerek araç devrinin sağlanması, olayın özelliklerine göre Türk Ceza Kanunu’nun dolandırıcılık hükümlerini gündeme getirebilir. Özellikle bilişim sistemleri, banka uygulamaları veya sahte elektronik ödeme görüntülerinin kullanılması hâlinde TCK m.158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık tartışması doğabilir. Failin daha en başından ödeme yapma niyeti bulunmadığının ve hileli davranışlarla satıcının kandırıldığının ortaya konulması bu bakımdan önemlidir.
Bu tür dosyalarda “Ben sonradan ödeyecektim.” savunmasıyla gerçek bir ticari borç ilişkisi ile başlangıçtan itibaren dolandırıcılık kastı arasındaki sınır ayrıntılı şekilde incelenir. Ceza hukuku açısından her ödenmeyen araç satış bedeli dolandırıcılık değildir. Dolandırıcılık suçundan söz edilebilmesi için satış öncesinde veya satış sırasında mağdurun iradesini etkileyen hileli davranışların bulunması gerekir. Sahte dekont hazırlanması, başka bir kişiye ait banka hesabının kendi hesabı gibi gösterilmesi, sahte ödeme ekranı oluşturulması, gerçeğe aykırı kimlik veya iletişim bilgileri kullanılması, satıştan hemen sonra telefonların kapatılması ve aracın hızla üçüncü kişilere devredilmesi bu değerlendirmede önemli olgular olabilir.
Araç satışında en önemli delillerden biri banka kayıtlarıdır. Satıcının cep telefonunda gördüğü “para gönderildi” ekranı veya alıcının gönderdiği PDF dekont tek başına gerçek ödeme yapıldığını göstermez. Bankadan gelen para transferinin gerçekten hesaba geçtiği, gönderici hesap, işlem numarası, tarih, saat ve tutar banka kayıtları üzerinden teyit edilmelidir. Sahte dekont dosyalarında en sık yapılan hata, satıcının kendi banka uygulamasından bakmadan karşı tarafın gösterdiği ekrana güvenerek noter devrini gerçekleştirmesidir.
Savcılık soruşturmasında bankaya yazılacak müzekkere ile iddia edilen transferin gerçekten oluşturulup oluşturulmadığı, EFT veya FAST talimatının bankaya ulaşıp ulaşmadığı, işlem iptal edilmişse ne zaman iptal edildiği, gönderici hesabın kime ait olduğu ve para hareketleri araştırılabilir. Eğer karşı taraf yalnızca sahte bir ekran görüntüsü hazırlamışsa bankada buna ilişkin hiçbir transfer kaydı bulunmayacaktır. Bu durum dolandırıcılık kastı bakımından son derece güçlü bir delil oluşturabilir.
Noter kayıtları da dosyanın merkezindedir. Noter satış sözleşmesi, aracın hangi kişiye hangi tarihte devredildiğini, satış bedelinin sözleşmede ne şekilde gösterildiğini, işlem saatini ve tarafların beyanlarını ortaya koyar. Özellikle satış bedeli ile tarafların gerçekte anlaştığı bedelin farklı olması hâlinde ciddi ispat sorunları ortaya çıkabilir. Araç gerçekte 1.500.000 TL’ye satıldığı hâlde noter satış belgesinde 500.000 TL yazılmışsa, satıcı daha sonra gerçek satış bedelini talep ederken resmi belgedeki bedelin aksini ispat etmek zorunda kalabilir.
Bu nedenle araç satış bedelinin noter belgesinde gerçeğe uygun gösterilmesi son derece önemlidir. “Vergi, harç veya başka sebeple düşük yazalım.” düşüncesi ileride satıcı aleyhine ciddi sonuç doğurabilir. Mahkemeler resmi noter belgesine yüksek ispat değeri tanımakta, belgede yazan bedelin aksini ileri süren tarafın bunu güçlü delillerle ortaya koymasını beklemektedir. Nitekim yargı kararlarında noter satış belgesindeki bedelin aksinin yazılı delille ispatı problemi özellikle vurgulanmaktadır.
Noter kamera görüntüleri, çevredeki güvenlik kameraları, tarafların noter öncesi ve sonrası görüşmeleri de özellikle dolandırıcılık dosyalarında önemlidir. Sahte dekont gösteren kişi ile aracın noter üzerinde devredildiği kişinin farklı olması, noterde birlikte hareket eden birden fazla kişinin bulunması veya satış sonrasında aracın başka bir kişiye teslim edilmesi organizasyonun yapısını ortaya çıkarmaya yardımcı olabilir.
Telefon incelemeleri de ciddi delil değerine sahiptir. WhatsApp konuşmaları, ilan sitesi mesajları, SMS kayıtları, alıcının “parayı gönderdim”, “dekontu atıyorum”, “hesabına birazdan geçer” şeklindeki mesajları ile sahte dekont dosyaları birlikte incelenebilir. Şüphelinin telefonunda farklı mağdurlara gönderilmiş benzer sahte dekontların bulunması, aynı yöntemle başka araçların devralındığının tespit edilmesi veya banka uygulamasını taklit eden görsellerin ele geçirilmesi olayın sistematik niteliğini gösterebilir.
HTS ve baz istasyonu kayıtları, taraflar arasındaki telefon trafiğinin ve şüphelilerin birbirleriyle bağlantısının belirlenmesinde kullanılabilir. IP kayıtları ve cihaz incelemeleri de sahte elektronik belge veya dekontun hangi cihazda oluşturulduğunun belirlenmesinde önem taşıyabilir. Noterde hazır bulunan kişiler, aracın teslim edildiği kişi ve para transferini yöneten kişi farklı kişilerse bu bağlantıların ortaya çıkarılması soruşturmanın önemli bir parçasıdır.
Satıcının en hızlı davranması gereken alanlardan biri, aracın üçüncü kişilere devredilmesini önlemektir. Dolandırıcılık şüphesi fark edildiğinde yalnızca savcılığa suç duyurusunda bulunup beklemek çoğu durumda yeterli olmayabilir. Çünkü ilk alıcı, araç üzerindeki mülkiyeti aldıktan sonra aracı saatler veya günler içinde üçüncü kişiye devredebilir. Bu nedenle hukuk davasında aracın trafik kaydına ihtiyati tedbir konulması talebi değerlendirilmelidir.
İhtiyati tedbir talebinde mahkemeye aracın uyuşmazlık konusu olduğu, hileli şekilde devralındığı, yeniden devredilmesi hâlinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkânsız hâle gelebileceği somut delillerle açıklanmalıdır. Sahte dekont, banka cevabı, noter satış sözleşmesi, taraf yazışmaları ve suç duyurusu dilekçesi yaklaşık ispat bakımından önem taşıyabilir.
Burada ihtiyati haciz ile ihtiyati tedbir arasındaki ayrım da önemlidir. Satıcı yalnızca satış bedelinin tahsilini istiyorsa para alacağına yönelik ihtiyati haciz gündeme gelebilir. Buna karşılık esas talep noter satış sözleşmesinin hile nedeniyle iptali ve aracın yeniden satıcı adına tescili ise uyuşmazlık konusu aracın üçüncü kişilere devredilmesini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir talep edilmesi daha uygun olabilir. Yanlış hukuki koruma türünün seçilmesi zaman kaybına neden olabilir.
Peki araç ilk alıcı tarafından üçüncü bir kişiye satılmışsa ne olur? İşte dosyanın en zor bölümü burada başlar. Satıcının ilk alıcıyla arasındaki hile ilişkisi, sonraki alıcının otomatik olarak kötü niyetli olduğu anlamına gelmez. Üçüncü kişinin aracı hangi koşullarda satın aldığı, ilk satıştaki hileyi bilip bilmediği veya bilmesi gerekip gerekmediği, araç için gerçek piyasa değerine uygun bedel ödeyip ödemediği ve devirler arasındaki süre birlikte değerlendirilir.
Örneğin araç aynı gün içerisinde birkaç kişiye devredilmiş, piyasa değerinin çok altında bedeller gösterilmiş, bütün alıcıların birbirleriyle irtibatı bulunmuş ve kişiler aynı telefon numaraları veya adreslerle bağlantılı çıkmışsa üçüncü kişinin iyi niyet iddiası zayıflayabilir. Buna karşılık bağımsız bir kişi aracı olağan piyasa koşullarında, makul bedelle ve ilk hileli işlemden habersiz olarak satın almışsa hukuki tablo çok daha karmaşık hâle gelir.
Yargı uygulamasında özellikle araçların kısa aralıklarla art arda el değiştirmesi, satış bedellerindeki olağan dışı farklar, taraflar arasındaki kişisel veya ticari bağlantılar, adres ve telefon bilgilerindeki benzerlikler ve gerçek ödeme yapılıp yapılmadığı kötü niyet değerlendirmesinde önem taşımaktadır. Bu nedenle yalnızca trafik tescil zincirine değil, her devrin ekonomik ve fiilî arka planına bakılması gerekir.
İlk alıcı aracı üçüncü kişiye devretmiş ve aynen iade artık hukuken veya fiilen mümkün değilse satıcının araç bedelinin tahsiline yönelik talebi ön plana çıkabilir. Hile nedeniyle sözleşmenin iptaliyle birlikte aracın geri alınması mümkün değilse, aracın gerçek değeri, satış bedeli ve uğranılan diğer zararların tazmini gündeme gelir. Talebin nasıl kurulacağı somut olaya göre belirlenmelidir.
Satış bedelinin hiç ödenmediği ancak ortada hile bulunmadığı bir olayda ise satıcının öncelikli hakkı satış bedeli alacağıdır. Alıcı borcunu yerine getirmemişse noter satış sözleşmesi ve diğer belgelerle icra takibi başlatılması veya alacak davası açılması mümkündür. Alıcı takibe itiraz ederse itirazın iptali veya uygun diğer hukuki yollar gündeme gelebilir.
Satış bedelinin ne zaman muaccel olduğu önemlidir. Taraflar satış bedelinin noter devrinden önce, noter sırasında veya belirli bir tarihte ödenmesini kararlaştırmış olabilir. TBK m.207 uyarınca aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmesindeki karşılıklı borçların aynı anda ifası esastır. Dolayısıyla noter devri gerçekleşmiş ve bedel ödenmemişse alıcı kural olarak ödeme borcunu yerine getirmemiş olur.
Gecikme faizi de talep edilebilir. Alıcının temerrüde ne zaman düştüğü, ödeme için belirli bir tarih kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı ve ihtar gerekip gerekmediği değerlendirilir. Satıcının yazılı ihtar çekmesi, borcun miktarını ve ödeme talebini açık şekilde bildirmesi ilerideki uyuşmazlık bakımından yararlı olacaktır.
Aracın teslim edilip edilmediği de ayrıca önem taşır. Noter satışı yapılmış ancak araç fiziksel olarak hâlen satıcının elindeyse durum, araç hem devredilmiş hem fiilen alıcıya teslim edilmiş olmasından farklıdır. Satıcının ödeme yapılmadığı gerekçesiyle aracı teslim etmeme hakkı, ödeme ile teslimin karşılıklı edim niteliği ve sözleşmenin hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Araç üzerinde noter devrinden sonra haciz veya tedbir oluşması da uyuşmazlığı karmaşıklaştırabilir. İlk satıcının hızlı biçimde hukuki koruma talep etmemesi hâlinde alıcının alacaklıları araç üzerine haciz koyabilir. Bu durumda satıcının hileye veya sözleşmenin iptaline ilişkin iddiasının üçüncü kişilerin kazanılmış hakları karşısındaki etkisi ayrıca incelenir.
Satıcının savcılığa yaptığı suç duyurusunda olayın yalnızca “paramı vermedi” şeklinde anlatılması çoğu zaman yeterli değildir. Dolandırıcılık iddiası varsa hileli davranışların ayrıntılı olarak ortaya konulması gerekir. İlan görüşmelerinin ne zaman başladığı, satış bedelinin ne olduğu, ödeme yönteminin nasıl kararlaştırıldığı, sahte dekontun ne zaman gösterildiği, noterde kimlerin bulunduğu, aracın kime teslim edildiği ve daha sonra neler yaşandığı kronolojik şekilde anlatılmalıdır.
Dilekçede toplanması istenen deliller de açıkça belirtilmelidir. Noter işlem dosyası ve kamera kayıtlarının, banka transfer ve log kayıtlarının, şüphelilerin HTS ve gerektiğinde baz kayıtlarının, ilan sitesi üyelik ve IP bilgilerinin, güvenlik kamerası görüntülerinin ve dijital cihaz incelemelerinin talep edilmesi soruşturmanın etkinliği bakımından önemlidir. Özellikle kamera kayıtlarının belirli süre sonunda silinebileceği unutulmamalıdır.
Satıcı kendi banka hesabının hareketlerini de gecikmeden temin etmelidir. Paranın gerçekten gelmediğini gösteren banka hesap ekstresi, karşı tarafın gönderdiği sahte dekontla birlikte çok güçlü delil oluşturur. Gönderilen dekontta banka referans numarası varsa bunun gerçek olup olmadığı ilgili bankadan sorulabilir.
Noter satışından hemen sonra alıcı telefonlarını kapatmışsa, aracı başka bir kişiye devretmişse veya ilan sitelerinde yeniden satışa çıkarmışsa bunların ekran görüntüleri alınmalıdır. Aracın yeni satış ilanı, tarih ve fiyat bilgisi, satıcı hesabı ve ilan numarasıyla birlikte saklanmalıdır. Aracın hızla el değiştirmesi, dolandırıcılık ve kötü niyet iddiasının değerlendirilmesinde önemli olabilir.
Araç satıcıya ait bir şirket tarafından satılmışsa ticari defterler, fatura, ödeme kayıtları ve şirket yetkililerinin yazışmaları da önem taşır. Tarafların tacir olup olmamasına göre görevli mahkeme ve uygulanacak ticari hükümler değişebilir. Bireysel kişiler arasındaki satışla ticari işletmeler arasındaki satış aynı görev kurallarına tabi olmayabilir.
Satışın galerici aracılığıyla gerçekleştirilmesi hâlinde galerinin rolü ayrıca araştırılmalıdır. Galeri yalnızca tarafları buluşturmuş olabilir, alıcı adına hareket etmiş olabilir veya satış bedelini tahsil etmeyi üstlenmiş olabilir. Satıcının parayı galerinin hesabına göndermeyi kabul edip etmediği, galerinin vekâlet veya temsil yetkisi ve satış organizasyonundaki konumu sorumluluğu belirler.
“Parayı arkadaşım gönderecek” şeklindeki işlemler de risklidir. Alıcı ile parayı gönderdiği iddia edilen kişinin farklı olması hâlinde satıcı, ödeme yapan üçüncü kişinin kim olduğunu ve transferin hangi satışa ilişkin olduğunu teyit etmelidir. Başka bir kişinin hesabından gelen para her zaman sorun oluşturmaz; ancak dolandırıcılık veya suç geliri kullanımı ihtimali bakımından ödeme zincirinin açık olması önem taşır.
Bugün açısından ise bütün bu klasik riskleri değerlendirirken Güvenli Ödeme Sistemi mutlaka dikkate alınmalıdır. 27 Eylül 2024 tarihinden itibaren nakit, havale, EFT ve benzeri yöntemlerle gerçekleştirilen ikinci el motorlu kara taşıtı satışlarında sistem tüm gerçek ve tüzel kişiler için zorunlu hâle gelmiştir. Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik’in 26. maddesine göre satış bedeli, Bakanlıkça yetkilendirilen kuruluş tarafından taşıt mülkiyeti ile paranın eş zamanlı el değiştirmesini sağlayan elektronik sistem üzerinden ödenmektedir.
Sistemin çalışma mantığı tam olarak bu makalenin başlığındaki riski önlemeye yöneliktir. Satıcı önce kendisi, alıcı ve araç bilgilerini sisteme kaydeder, alıcı verilen referans numarası üzerinden bilgileri doğrular ve satış bedelini güvenli hesaba transfer eder. Noter satışı gerçekleştiğinde sistemde bekleyen para satıcının hesabına aktarılır. Bedel güvenli hesaba yatırılmadan noterlikçe devir işlemi gerçekleştirilmemesi öngörülmüştür.
Bu nedenle 2026 yılında sıradan bir ikinci el araç satışında satıcıya “parayı sonra göndereceğim, sen şimdi noter satışını yap” şeklinde teklif sunulması ciddi bir uyarı işareti olmalıdır. Yürürlükteki sistem zaten para ile mülkiyetin eş zamanlı değişimini hedeflemektedir. Güvenli Ödeme Sistemi dışında ödeme yapılmasını gerektirdiği iddia edilen alışılmadık yöntemler özellikle dikkatle incelenmelidir.
Bununla birlikte araç bedelinin bir bölümünün kredi kuruluşu veya finansman şirketi tarafından kredilendirildiği satışlarda düzenleme farklılık gösterebilir. Yönetmelik uyarınca kredi tutarı haricindeki ödemeler güvenli sistem üzerinden yapılmaktadır. Dolayısıyla kredili satışlarda kredi kullandırım belgeleri, banka ödeme kayıtları ve sistemdeki bedel ayrı ayrı kontrol edilmelidir.
Satıcı açısından en güvenli yöntem, noter satış ekranındaki ve Güvenli Ödeme Sistemindeki bedelin gerçekten kararlaştırılan bedel olduğundan emin olmak, paranın sisteme yatırıldığını kendi cihazından doğrulamak ve üçüncü kişilerce gösterilen dekontlara güvenmemektir. Telefon ekranındaki görüntü, WhatsApp üzerinden gelen dekont veya “bankadan mesaj birazdan gelir” şeklindeki açıklama, gerçek banka transferinin yerine geçmez.
Sonuç olarak noter satışından sonra satış bedelinin ödenmemesi hâlinde araç otomatik olarak eski sahibine dönmez. Noter satışı kural olarak mülkiyeti alıcıya geçirir. Ancak satışın sahte dekont, gerçeğe aykırı banka bilgileri veya başka hileli davranışlarla gerçekleştirildiği ortaya çıkarsa TBK m.36 kapsamında hile nedeniyle sözleşmenin iptali, aracın yeniden satıcı adına tescili ve bunun mümkün olmaması hâlinde bedel ve zararların tahsili talep edilebilir. Salt ödeme yapılmaması hâlinde ise satış bedelinin tahsili, temerrüt hükümleri ve şartlarına göre sözleşmeden dönme yolları gündeme gelir.
Araç üçüncü kişiye devredilmişse dosya daha da hassas hâle gelir. Üçüncü kişinin iyi niyeti, aracın hangi bedelle ve ne kadar süre sonra devralındığı, kişiler arasındaki bağlantılar ve ödeme kayıtları belirleyici hâle gelebilir. Bu nedenle sahte dekont veya ödeme yapılmaması fark edildiği anda hem ceza soruşturması bakımından savcılığa başvurulması hem de aracın tekrar devredilmesini önleyecek ihtiyati tedbir dâhil özel hukuk yollarının gecikmeden değerlendirilmesi büyük önem taşır.
Araç satışında birkaç dakikalık gecikme bazen bütün dosyanın sonucunu değiştirebilir. Aracın aynı gün üçüncü kişiye satılması, kamera kayıtlarının silinmesi veya paranın farklı hesaplara dağıtılması hukuki korumayı zorlaştırabilir. Bu nedenle “önce savcılık soruştursun, sonra bakarım” yaklaşımı her zaman yeterli değildir. Ceza ve hukuk yolları birbirinden farklı amaçlara hizmet eder ve gerektiğinde eş zamanlı yürütülmelidir.
Bugün Güvenli Ödeme Sistemi sayesinde noter devri ile para transferinin aynı anda yapılması amaçlanmaktadır. Buna rağmen uyuşmazlık doğmuşsa, ilk sorulması gereken soru yalnızca “Para neden gelmedi?” değildir. Satış hangi sistem üzerinden yapıldı, noter belgesinde hangi bedel yazıyor, güvenli ödeme kaydı ne gösteriyor, kredi kullanıldı mı, satıcı hangi bilgiye güvenerek devri gerçekleştirdi ve araç daha sonra kime devredildi? Dosyanın hukuki sonucu tam olarak bu soruların cevaplarında gizlidir.

