Komşunuzun Güvenlik Kamerası Sizin Kapınızı da Çekiyor: Bu Yasal mı?
Apartmanda komşunuz güvenlik amacıyla kapısının önüne kamera taktırdı. İlk bakışta sıradan bir güvenlik önlemi gibi görünüyor. Ancak kamera yalnızca komşunun kapısını değil, sizin daire kapınızı, koridoru, eve girip çıkan misafirlerinizi, kuryeleri, çocuklarınızı ve hatta kapı açıldığında evinizin içini de kaydediyor olabilir. Peki “Güvenlik için taktım” demek her türlü görüntü kaydını hukuka uygun hâle getirir mi? Komşu kendi dairesinin önüne kamera koyabilir mi? Sizin kapınızı çekmesi yasal mı? Ses kaydı alabilir mi? Görüntüleri kimlerle paylaşabilir?
Bu konuda ilk bilinmesi gereken şey şudur: Güvenlik kamerası ile kişilerin görüntülerinin kaydedilmesi, kişisel veri işleme faaliyetidir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu da apartman ve sitelerde kamera kullanımına ilişkin güncel kamuoyu duyurusunda bunu açıkça belirtmektedir. Bu nedenle “kamera yalnızca görüntü alıyor, kişisel veri sayılmaz” yaklaşımı doğru değildir. Görüntü kaydı 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında değerlendirilir ve yapılan işlemin hukuki dayanağının bulunması gerekir.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır. Apartman veya site yönetiminin ortak alan güvenliği amacıyla kamera sistemi kurması ile tek bir komşunun kendi inisiyatifiyle koridora kamera yerleştirmesi aynı hukuki zeminde değildir. Ortak alan kameralarında Kat Mülkiyeti Kanunu, yönetim planı, kat malikleri kurulu kararları ve KVKK birlikte değerlendirilir. Tek bir kat malikinin kendi kapısının önüne kamera koyması hâlinde ise hem ortak alan üzerindeki yetki hem de diğer sakinlerin mahremiyeti ayrıca gündeme gelir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumunun güncel açıklamasına göre apartmanlarda güvenlik, anagayrimenkulün korunması, hırsızlık veya mala zarar verme gibi suçların önlenmesi amacıyla kamera sistemi kurulması mümkündür. Ancak kamera kurulurken kişilerin makul mahremiyet beklentileri dikkate alınmalıdır. Kurum özellikle şu örneği açıkça vermektedir: Kapı açıldığında bağımsız bölümün içi görünecek şekilde daire kapısı önlerine kamera yerleştirilmemelidir.
Bu ifade son derece önemlidir. Çünkü apartman koridoru ortak alan olsa bile, kameranın açısı doğrudan sizin kapınızı ve evinizin içini izliyorsa mesele artık sadece “ortak alan güvenliği” değildir. Evden ne zaman çıktığınız, kimin geldiği, eve kimlerin girdiği, hangi saatte döndüğünüz ve kapı açıldığında evin içinden görüntüler gibi bilgiler sistematik şekilde kaydedilebilir. Bu tür bir gözetim, güvenlik amacını aşarak özel hayat üzerinde ciddi bir müdahaleye dönüşebilir.
Kurumun 2026 tarihli apartman kameraları duyurusunda kameraların geniş açı yerine dar açıyla kayıt alması, gereksiz alanların maskelenmesi ve yalnızca güvenlik amacıyla zorunlu olan alanın görüntülenmesi gerektiği belirtilmektedir. Yani kamera yerleştirildiğinde “Ne kadar çok yer görürse o kadar güvenli” mantığı hukuken doğru değildir. Aksine veri minimizasyonu gereği, yalnızca gerekli alanın kaydedilmesi gerekir.
Örneğin komşunun kamera takmasının amacı kendi kapısının önündeki ayakkabıların çalınmasını önlemekse, kamera sizin daire kapınızı, asansörün tamamını ve koridorun sonuna kadar bütün hareketliliği izlemek zorunda değildir. Teknik olarak görüş alanı daraltılabiliyor veya sizin kapınız görüntüden maskelenebiliyorsa bu yöntemler tercih edilmelidir.
Bir başka önemli nokta ses kaydıdır. Görüntü kaydı ile ses kaydı aynı şey değildir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu apartman kameralarına ilişkin güncel açıklamasında güvenlik kameralarının, amacıyla bağlantılı ve gerekli olmayan yüz tanıma ve ses kaydı gibi özel hayata müdahale eden teknik özellikleri barındırmaması gerektiğini açıkça belirtmektedir.
Bu nedenle apartman koridorunda görüntünün yanında komşuların konuşmalarını da sürekli kaydeden bir sistem çok daha ağır bir müdahaledir. “Kameranın mikrofonu zaten vardı” veya “Telefon uygulamasından sesi de açtım” şeklindeki açıklamalar tek başına hukuki gerekçe oluşturmaz.
KVKK bakımından temel ilkelerden biri de işlenen verilerin belirli, açık ve meşru amaçlarla, amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde işlenmesidir. Kamera güvenlik için kurulmuşsa, bu görüntülerin komşuların sosyal hayatını takip etmek, kimin kime geldiğini gözlemlemek veya apartman içi tartışmalarda koz olarak kullanmak amacıyla işlenmesi hukuka uygun olmaz.
Aynı şekilde kayıtların ne kadar süre saklandığı da önemlidir. Kurum, kamera görüntülerinin gereğinden uzun süre saklanmasının KVKK’ya aykırılık oluşturabileceğini; kayıtların makul süre tutulması ve işleme sebebi ortadan kalkınca imha edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bir olay gerçekleşmişse sadece o olayla ilgili görüntünün hukuki süreç boyunca saklanması mümkündür.
Dolayısıyla “Bütün koridor görüntülerini iki yıl saklıyorum, ne olur ne olmaz” yaklaşımı da ölçülülük ilkesi bakımından sorunlu olabilir.
Görüntülere kimlerin eriştiği de ayrı bir mesele. Apartman veya site kameralarında kayıtlara herkesin erişebilmesi hukuka uygun değildir. KVKK’nın güncel açıklamasına göre kayıtlar yetkisiz kişilerle paylaşılmamalı ve yalnızca yetkili kişilerin erişimine açık olmalıdır.
Örneğin site yöneticisinin kamera görüntülerini apartman WhatsApp grubuna atması, “Bakın gece kim geldi” diyerek görüntüleri komşularla paylaşması veya sosyal medyada yayımlaması kayıt alma faaliyetinden ayrı ve yeni bir kişisel veri ihlali doğurabilir.
Tek bir komşunun kamera yerleştirdiği olaylarda ise mesele daha da hassastır. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 27.02.2020 tarihli ve 2020/187 sayılı kararına konu olayda bir kişi, komşusunun bina içerisine biri kat arasını ve diğerleri ortak alanları görecek şekilde dört kamera yerleştirdiğini, bu kameralarla kayıt ve izleme yapıldığını ileri sürmüştür. Kurul, bu tür bir olayın Türk Ceza Kanunu bakımından hukuka aykırı kişisel veri kaydetme ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını gündeme getirebileceğini belirterek ceza hukuku boyutuna dikkat çekmiştir.
Bu kararın verdiği mesaj önemlidir: Komşunun kamera yerleştirmesi yalnızca “KVKK şikâyeti” değildir; koşulları oluştuğunda ceza hukuku da devreye girebilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi özel hayatın gizliliğinin ihlalini, 135. maddesi ise kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesini düzenlemektedir. Hangi hükmün uygulanacağı kameranın nerede olduğu, neyi kaydettiği, görüntünün özel hayat alanına girip girmediği, kayıtların nasıl kullanıldığı ve somut olayın diğer özelliklerine göre belirlenir.
Örneğin yalnızca apartmanın dış kapısına yönelmiş, giriş çıkış güvenliği amacıyla kullanılan ve evlerin içini görmeyen kamera ile bir komşunun kapısına dönük, kapı her açıldığında evin içini kaydeden kamera aynı şekilde değerlendirilemez.
Özel hayat kavramı yalnızca yatak odası veya banyo gibi alanlarla sınırlı değildir. Kişinin gündelik hayatına ilişkin başkalarının sistematik biçimde izlemesinin beklenmediği davranışlar da özel hayat koruması altında olabilir. Apartmana kimin geldiği, kişinin ne zaman evden çıktığı veya hangi sıklıkla evine misafir geldiği gibi bilgilerin sürekli takip edilmesi somut olayın özelliklerine göre mahremiyet sorunu yaratabilir.
Peki apartman yönetimi kamera kurmak istiyorsa herkesin tek tek açık rızasını almak zorunda mı?
Her durumda değil. KVKK m.5’te açık rıza dışında da kişisel veri işlenmesine imkân sağlayan hukuki sebepler vardır. Örneğin veri sorumlusunun meşru menfaati, temel hak ve özgürlüklere zarar vermemek ve işlemenin zorunlu olması şartıyla hukuki dayanak oluşturabilir. Ancak “meşru menfaat var” demek, apartmanın istediği her yere istediği kadar kamera koyabileceği anlamına gelmez. Veri işleme faaliyetinin yine ölçülü ve gerekli olması gerekir.
Bunun yanında Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri de dikkate alınmalıdır. Genel giriş kapıları, antreler, merdivenler, asansörler, sahanlıklar ve koridorlar ortak yer niteliğindedir. Kat malikleri ortak yerleri kullanırken birbirlerinin haklarını ihlal etmemek ve yönetim planına uymak zorundadır. Ortak alana yapılacak tesis ve değişiklikler bakımından Kat Mülkiyeti Kanunu’ndaki karar ve izin şartları ayrıca gündeme gelebilir.
Bu nedenle tek bir komşunun “Ben kendi paramla aldım, istediğim yere takarım” yaklaşımı doğru değildir. Kamera sizin dairenizin duvarına değil ortak koridorun duvarına, tavana veya ortak alana sabitleniyorsa Kat Mülkiyeti Kanunu boyutu ayrıca incelenmelidir.
Apartman yönetiminin aldığı bir karar da kamerayı otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez. Kat malikleri kurulu karar almış olsa bile kamera kapı açıldığında evlerin içini kaydediyor, gereksiz geniş alanı izliyor veya sürekli ses kaydı yapıyorsa KVKK ve özel hayat yönünden sorun devam edebilir. Kat malikleri kurulunun kararı kanunun emredici hükümlerinin üzerinde değildir.
Aydınlatma yükümlülüğü de önemlidir. Kamera kullanılan alanlarda kişilerin, ortamın görüntü kaydı altında olduğunu anlayabileceği bir bilgilendirme yapılması gerekir. KVKK m.10 kapsamında veri sorumlusunun kim olduğu, verinin hangi amaçla işlendiği ve diğer temel bilgilerin ilgili kişilere açıklanması gerekir. Kurumun duyurusunda da kamera ile kayıt yapıldığına ilişkin bildirim yapılması gerektiği açıkça belirtilmektedir.
Sadece duvara küçük bir kamera koymak ve hiçbir uyarı bulunmaması bu açıdan ayrıca sorun yaratabilir.
Ancak “Kamera var” tabelasının bulunması da her şeyi hukuka uygun hâle getirmez. Tabela aydınlatma yükümlülüğünün yalnızca bir parçasıdır. Kamera açısı, veri saklama süresi, erişim yetkileri ve hukuki dayanak yine ayrıca değerlendirilir.
Örneğin tabelada “Bu alan güvenlik amacıyla kamerayla izlenmektedir” yazsa bile kamera doğrudan komşunun açık kapısından evin salonunu kaydediyorsa sorun ortadan kalkmaz.
Bir başka önemli konu asansör kameralarıdır. Asansör ortak alan olsa da dar, kapalı ve kaçınılması güç bir alandır. KVKK’nın güncel açıklamasında asansörde kamera kullanımının kişiler üzerinde yoğun gözetim etkisi yaratabileceği ve bu nedenle gerekçesinin açıkça ortaya konulması gerektiği belirtilmektedir.
Bu mantık daire kapısı önü için de önemlidir. İnsan kendi evine girip çıkmaktan kaçınamaz. Kamera tam karşıdaki daireyi sürekli kaydediyorsa kişi her eve giriş çıkışında zorunlu biçimde gözetim altında kalır. Bu nedenle ölçülülük değerlendirmesi daha sıkı yapılmalıdır.
Kameranın sahte veya kayıt yapmayan bir cihaz olması durumunda bile farklı hukuki sorunlar ortaya çıkabilir. Kişide sürekli izlendiği algısı oluşturulması, komşuluk ilişkileri ve kişilik hakları bakımından tartışma yaratabilir. Ancak KVKK anlamında kişisel veri işleme için gerçekten görüntü veya başka veri kaydı alınması gerekir.
Kamera yalnızca canlı görüntü veriyor ve hiçbir kayıt yapmıyorsa da tamamen hukuki denetim dışında kalmaz. Canlı izleme de kişinin görüntüsünün işlenmesi niteliğinde değerlendirilebilir. Verinin mutlaka sabit diske kaydedilmesi şart değildir.
Bir kişi kamera nedeniyle rahatsızsa ilk olarak ne yapmalıdır?
Öncelikle kameranın tam olarak hangi alanı gördüğünü belirlemek gerekir. Kameranın fiziksel açısının fotoğrafı çekilebilir; sizin kapınıza yönelmiş olduğu, kapı açıldığında evin içini görebileceği veya mikrofon bulunduğu gibi hususlar belgelenebilir. Ancak kameraya müdahale edilmemeli, cihaz sökülmemeli veya zarar verilmemelidir.
Apartman yönetimi tarafından kurulmuşsa yönetimden yazılı bilgi talep edilebilir: Kamera hangi kararla kuruldu, veri sorumlusu kim, kayıt süresi ne kadar, kimler görüntülere erişiyor, ses kaydı yapılıyor mu, kamera açısı neden bu şekilde belirlendi?
KVKK m.11 kapsamında ilgili kişinin, kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, amacını ve amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme gibi hakları bulunmaktadır. Bu nedenle veri sorumlusuna başvuru yolu kullanılabilir.
Kamera bireysel olarak komşu tarafından takılmışsa önce yazılı şekilde kamera açısının değiştirilmesi veya sizin kapınızın maskelenmesi talep edilebilir. Bu başvuru ileride hukuki uyuşmazlık çıkarsa sorunun önceden bildirildiğini göstermesi bakımından da önemlidir.
Ancak ağır bir mahremiyet ihlali varsa yalnızca komşuyla tartışıp beklemek zorunda değilsiniz. Somut olayın niteliğine göre savcılığa suç duyurusu, hukuk mahkemesinde kişilik haklarının korunması talebi veya Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında müdahalenin önlenmesine yönelik hukuki yollar gündeme gelebilir.
KVKK başvurusunda ise önce veri sorumlusuna başvuru mekanizmasının işletilmesi gereken durumlar vardır. Yönetim veya başka bir veri sorumlusu söz konusuysa Kurula şikâyet süreci KVKK’daki usule göre yürütülür.
Fakat 2020/187 sayılı Kurul kararında görüldüğü gibi, bireysel komşunun kamera kullanımı doğrudan ceza hukuku kapsamında suç iddiası oluşturuyorsa Kişisel Verileri Koruma Kurulu bu konunun yargı mercilerinin görevine girebileceğini değerlendirebilir. Bu nedenle her “komşu kamerası” olayı yalnızca Kurula şikâyet edilerek çözülecek bir dosya değildir.
Özellikle kamera evinizin içini, balkonunuzu veya mahrem yaşam alanınızı kaydediyorsa Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru daha önemli hâle gelir. Savcılık kamera cihazının özelliklerini, kayıtların bulunup bulunmadığını, ne kadar süre saklandığını ve görüntülerin başkalarıyla paylaşılıp paylaşılmadığını araştırabilir.
Kamera görüntülerinin üçüncü kişilere gönderilmesi ayrıca değerlendirilmelidir. Kayıt alınması bir hukuki işlem, kaydın paylaşılması ise başka bir veri işleme faaliyetidir. Bir komşunun sizin eve giriş çıkış görüntülerinizi apartman grubuna göndermesi veya başkasına göstermesi, ilk kaydın hukuka uygun olduğu varsayılsa bile paylaşım bakımından ayrıca hukuka aykırılık doğurabilir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu da güvenlik kamera kayıtlarının yetkisiz kişilerle paylaşılmaması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır.
Örneğin apartmanda bir hırsızlık olmuşsa, ilgili saat aralığındaki görüntünün kolluk veya savcılıkla paylaşılması hukuki amaçla bağlantılı olabilir. Ancak olayla hiçbir ilgisi bulunmayan saatlerce görüntünün WhatsApp grubuna yüklenmesi ölçüsüzdür.
Ses kaydı bulunan sistemlerde risk daha yüksektir. Koridorda komşunuzla yaptığınız özel konuşma, avukatınızla telefonda konuşmanız veya aile içi diyaloglarınız kaydedilebilir. Bu nedenle güvenlik amacıyla görüntünün yeterli olduğu alanlarda ses kaydı çoğu durumda gerekli kabul edilemez. Kurum da ses kaydı özelliğinin güvenlik amacı bakımından özel hayata daha ağır müdahale oluşturduğunu açıkça belirtmektedir.
Bir başka mesele görüntünün telefon uygulamasından sürekli izlenebilmesidir. Komşu günün her saati sizin kapınızı canlı izliyorsa kayıt süresi kısa olsa bile gözetim yoğunluğu artabilir. Hukuki değerlendirmede yalnızca disk üzerinde kaç gün kayıt bulunduğuna değil, gözetimin niteliğine de bakılabilir.
Kapının üzerinde bulunan “akıllı zil” kameraları da aynı tartışmanın içine girebilir. Cihaz küçük ve ev otomasyonu ürünü olsa bile komşunun kapısını, koridoru ve ortak alanı sürekli kaydediyorsa “Bu güvenlik kamerası değil, kapı zili” savunması tek başına yeterli değildir. İşlevi ve fiilen hangi veriyi işlediği önemlidir.
Akıllı zil yalnızca düğmeye basıldığında birkaç saniyelik görüntü alıyorsa ölçülülük değerlendirmesi farklı olabilir. Buna karşılık 7/24 hareket algılayarak karşı dairenin bütün giriş çıkışını kaydediyorsa klasik güvenlik kamerasına çok benzer bir veri işleme faaliyeti ortaya çıkar.
Kamera yalnızca komşunun kapısının hemen önündeki dar alanı görüyor ve sizin kapınız görüntüye hiç girmiyorsa hukuka uygunluk ihtimali daha yüksektir. Yine de ortak alan kullanımı, veri saklama süresi ve erişim şartları değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla “Apartmanda kamera tamamen yasaktır” demek de, “Güvenlik için takılan her kamera serbesttir” demek de yanlıştır.
Doğru ölçüt şudur: Meşru bir güvenlik amacı var mı, kamera gerçekten gerekli mi, daha az müdahaleci yöntem mümkün mü, yalnızca gerekli alan mı çekiliyor, ses kaydı var mı, kayıt ne kadar tutuluyor ve kimler erişiyor?
Bu ölçütler KVKK’nın veri minimizasyonu ve ölçülülük ilkelerinin pratik karşılığıdır.
Kat malikleri kurulu kararının bulunması da özellikle yönetim tarafından kurulan kameralar bakımından önemlidir. Ortak alanın korunmasına yönelik kararlar Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde alınmalıdır. Ancak ortak alana kamera monte edilmesi aynı zamanda fiziksel tesis niteliği taşıyorsa KMK m.19’daki ortak alan değişikliklerine ilişkin yazılı rıza koşulları da somut olaya göre değerlendirilmelidir. KVKK’nın güncel duyurusu da Kat Mülkiyeti Kanunu’nun bu hükümlerini özellikle hatırlatmaktadır.
Bunun yanında yönetim planında güvenlik sistemiyle ilgili özel hükümler bulunabilir. Bu nedenle apartman yönetiminin kamera kararının yalnızca toplantı tutanağı değil yönetim planıyla da uyumlu olması gerekir.
Kiracılar bakımından da kamera konusu önemlidir. Kat malikleri kurulunda oy kullanma yetkisi esas olarak maliklere ait olsa da kamera kaydı kiracıların da kişisel verilerini işler. Dolayısıyla KVKK bakımından sadece maliklerin değil kiracıların ve binaya giren misafirlerin de temel hakları etkilenmektedir.
Kuryeler, temizlik görevlileri, misafirler ve diğer üçüncü kişiler de kamera kayıtlarında yer alabilir. Bu nedenle kamera sistemi yalnızca “apartman sakinleri kendi aralarında kabul etti” mantığıyla kurulamaz; kayıt alanına giren tüm ilgili kişiler bakımından aydınlatma ve veri güvenliği ilkeleri gözetilmelidir.
Kamera kayıtlarının bulut sisteminde tutulması durumunda ek veri güvenliği sorunları çıkabilir. Kayıtlar yurt dışındaki sunucularda saklanıyor veya yabancı bir kamera uygulamasına aktarılıyorsa kişisel verilerin yurt dışına aktarılması hükümleri de somut olayda gündeme gelebilir.
Bu nedenle apartman yönetiminin “kamerayı aldık, uygulamayı yöneticinin telefonuna kurduk” yaklaşımı teknik olarak kolay olsa da veri güvenliği bakımından yeterli olmayabilir. Şifrenin kimlerde olduğu, üreticinin bulut altyapısı ve erişim logları gibi konular ayrıca önemlidir.
Kamera şifresinin bütün apartman sakinleriyle paylaşılması da son derece sorunludur. Herkesin canlı görüntüye erişebildiği bir sistemde yetkisiz erişim riski çok yükselir. KVKK m.12 veri sorumlusuna uygun teknik ve idari tedbirleri alma yükümlülüğü yüklemektedir.
Kamera kayıtlarının güvenlik olayı nedeniyle delil olarak kullanılabilmesi ise başka bir meseledir. Hukuka uygun biçimde elde edilen görüntüler hırsızlık, mala zarar verme veya başka olaylarda delil niteliği taşıyabilir. Ancak delil elde etmek amacı, baştan itibaren sınırsız ve ölçüsüz gözetimi meşrulaştırmaz.
Örneğin apartmanda daha önce birkaç kez kargo çalınmış olması giriş kapısını gören kamera için güçlü bir güvenlik gerekçesi oluşturabilir. Fakat aynı olay, komşunun dairesinin kapısını ve evin içini 24 saat çekmeyi zorunlu hâle getirmez.
Mahkemeler ve savcılık da somut olayda bu dengeyi inceler: Güvenlik amacı ile kişinin özel hayat hakkı arasında ölçülü bir denge kurulmuş mu?
Komşunun kamera açısını değiştirmesi çoğu uyuşmazlığı dava açılmadan çözebilir. Örneğin kameranın birkaç derece çevrilmesi, dijital maskeleme uygulanması veya hareket alanının daraltılmasıyla sizin kapınız görüntüden çıkarılabiliyorsa, güvenlik amacı devam ederken mahremiyet ihlali önlenebilir.
Bu nedenle teknik çözüm mümkünken “kamerayı tamamen sökmem” veya “istersen dava aç” yaklaşımı hukuken de iyi niyetli görülmeyebilir.
Kameranın sizin daire kapınızın tam karşısında bulunması hâlinde, evin içini görmediği iddia edilse dahi sürekli giriş çıkış kaydı tutulması ölçülülük bakımından tartışmaya açıktır. Özellikle kamera sahibinin daha önce komşuluk tartışmaları nedeniyle sizi takip ettiği veya görüntüleri başka amaçlarla kullandığına dair deliller varsa güvenlik savunmasının samimiyeti ayrıca araştırılabilir.
Kamera bir uyuşmazlık veya taciz aracına dönüşmüşse kişilik hakkının korunmasına yönelik Türk Medeni Kanunu m.24 ve m.25 hükümleri de gündeme gelebilir. Hukuka aykırı kişilik hakkı saldırısının önlenmesi, durdurulması veya tespiti istenebilir; şartları varsa manevi tazminat talebi de değerlendirilebilir.
Ancak her kamera görüntüsü manevi tazminat doğurmaz. İhlalin ağırlığı, süresi, kayıtların kullanılış şekli, görüntünün mahremiyet düzeyi ve kişinin uğradığı zarar birlikte değerlendirilir.
Örneğin kapı açıldığında evinizin salonunu, çocuklarınızı ve özel yaşamınızı aylarca kaydeden ve bu görüntüleri başkalarıyla paylaşan sistem ile yalnızca bina girişini dar açıyla gören, 48 saat sonra otomatik silinen sistem arasında büyük fark vardır.
Bir diğer sık sorulan soru “Kamera sahteyse veya kayıt cihazı yoksa şikâyet edebilir miyim?” sorusudur. Eğer hiçbir kişisel veri işlenmiyorsa KVKK hükümleri bakımından durum farklı olabilir. Ancak sürekli gözetleniyormuş hissi yaratılması, kamera konumlandırmasının taciz amacı taşıması veya komşuluk hukukunun ihlali iddiaları diğer hukuk yolları bakımından ayrıca değerlendirilebilir.
Kamera kayıtlarının polis tarafından istenmesi hâlinde yönetimin her talepte tüm kayıtları sınırsız şekilde vermesi de doğru değildir. Talebin hukuki dayanağı, hangi zaman aralığının istendiği ve ilgili olayla bağlantısı önemlidir. Yetkili adli makamların taleplerine uyulabilir; ancak gereksiz veri aktarımından kaçınılmalıdır.
Sonuç olarak komşunuzun veya apartman yönetiminin güvenlik kamerası kullanması başlı başına yasak değildir. Ancak güvenlik amacı sınırsız gözetim hakkı vermez. Kişisel Verileri Koruma Kurumunun güncel yaklaşımına göre kamera yalnızca gerekli alanı görmeli, kişilerin makul mahremiyet beklentisini ihlal etmemeli, kapı açıldığında bağımsız bölümün içini görüntülememeli, gereksiz geniş açıdan kayıt yapmamalı ve ses kaydı gibi daha ağır müdahalelerden kaçınmalıdır.
Görüntüler makul süre saklanmalı, yalnızca yetkili kişiler erişebilmeli ve yetkisiz kişilerle paylaşılmamalıdır. Kamera ile kayıt yapıldığı konusunda da aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmelidir.
Tek bir komşunun kendi inisiyatifiyle sizin kapınızı veya yaşam alanınızı sistematik şekilde kaydetmesi hâlinde ise mesele yalnızca KVKK değil, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi bakımından ceza hukukuna da taşınabilir. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2020/187 sayılı kararı da bu ihtimali açık biçimde ortaya koymaktadır.
Bu yüzden doğru soru “Apartmana kamera takmak yasak mı?” değildir. Asıl soru şudur: Kamera güvenlik için gerçekten gerekli olan alanı mı görüyor, yoksa komşunun hayatını sürekli izleyen bir gözetim aracına mı dönüşmüş durumda?

