Telefon
WhatsApp
İnstagram

Ev Sahibiniz Depozitoyu Geri Vermiyor: Hangi Kesintileri Gerçekten Yapabilir?

Hukuk alanındaki önemli makale, rapor ve bültenlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Güncel yasal gelişmeleri ve uzman analizlerini inceleyin.

Ev Sahibiniz Depozitoyu Geri Vermiyor: Hangi Kesintileri Gerçekten Yapabilir?

Ev Sahibiniz Depozitoyu Geri Vermiyor: Hangi Kesintileri Gerçekten Yapabilir?

42 Görüntüleme 21 Eylül 2026, 10:40

Kira ilişkilerinde en sık yaşanan uyuşmazlıklardan biri, kiracının taşınmazı tahliye ettikten sonra depozitosunu geri alamamasıdır. Kiracı evi teslim eder, anahtarı verir ve “Depozitomu ne zaman alacağım?” diye sorar; ev sahibi ise bu kez boya, badana, temizlik, çizik, aidat, kombi bakımı, kırılan eşyalar veya son kira borcu gibi gerekçeler ileri sürerek depozitodan kesinti yapacağını söyler. Peki ev sahibi gerçekten istediği her kalemi depozitodan düşebilir mi, normal kullanım nedeniyle oluşan yıpranma kiracıya yüklenebilir mi, boya-badana masrafı depozitodan kesilebilir mi ve ev sahibi hiçbir belge göstermeden depozitoyu tutabilir mi?

Öncelikle depozitonun hukuki niteliğinin doğru anlaşılması gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun 342. maddesine göre konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıdan güvence bedeli alınması kararlaştırılmışsa, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz. Para olarak alınan güvence bakımından Kanun, tutarın kiraya verenin tek başına çekemeyeceği şekilde vadeli bir tasarruf hesabına yatırılmasını öngörmektedir. Banka, güvenceyi ancak iki tarafın rızası, kesinleşmiş icra takibi veya kesinleşmiş mahkeme kararı üzerine serbest bırakabilir. Kiraya veren kira ilişkisinin sona ermesinden itibaren üç ay içinde dava veya icra takibi başlattığını bankaya bildirmezse banka, kiracının istemi üzerine güvenceyi iade etmekle yükümlüdür.

Uygulamada ise depozitoların önemli bir bölümü bankadaki özel güvence hesabına yatırılmak yerine doğrudan ev sahibine elden veya havale yoluyla verilmektedir. Kanunun öngördüğü sistem bu olmasa da, bu şekilde ödenmiş olması kiracının depozito üzerindeki hakkını ortadan kaldırmaz. Kiracı ödeme yaptığını dekont, kira sözleşmesi, makbuz veya taraflar arasındaki yazışmalarla ispatlayabiliyorsa kira ilişkisinin sona ermesiyle birlikte depozitonun iadesini talep edebilir.

Ancak depozito her durumda aynen ve eksiksiz geri verilmek zorunda olan bir para değildir. Güvence bedelinin amacı, kiracının kira sözleşmesinden doğan ve sona erme anında ödenmemiş bulunan borçlarını teminat altına almaktır. Ödenmemiş kira borcu, kiracıya ait olduğu hâlde ödenmeyen yan giderler veya kiralananda kiracının kusuruyla meydana gelen gerçek zararlar varsa, şartları oluştuğunda bunların güvence bedelinden karşılanması gündeme gelebilir.

Buradaki en önemli ayrım, normal kullanım sonucu meydana gelen eskime ve bozulma ile hor kullanım sonucu meydana gelen gerçek zarar arasındadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 334. maddesi, kiracının kiralananı teslim aldığı hâliyle geri vermekle yükümlü olduğunu, ancak sözleşmeye uygun kullanım nedeniyle meydana gelen eskime ve bozulmalardan sorumlu olmadığını açıkça düzenlemektedir. Kiracının sözleşmenin sona ermesi hâlinde, sözleşmeye aykırı kullanımdan doğan zararlar dışında ayrıca tazminat ödeyeceğine ilişkin önceden yapılan anlaşmalar da geçersizdir.

Bu nedenle beş yıl boyunca kullanılan bir evde duvar boyasının matlaşması, küçük izler oluşması, parkenin normal kullanımla eskimesi, kapı kollarının zaman içinde yıpranması veya mutfak dolaplarının kullanım nedeniyle eski görünmesi tek başına kiracının depozitosundan kesinti yapılmasını haklı kılmaz. Kiracı evi “sıfır daire” hâline getirmek zorunda değildir. Kiralananın kullanım süresi boyunca olağan biçimde eskiyeceği hukuk düzeni tarafından kabul edilmektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/4616 E., 2018/1047 K. sayılı kararında da kiracının yalnızca kötü kullanım nedeniyle ortaya çıkan zarar ve hasardan sorumlu olduğu, olağan kullanımdan kaynaklanan yıpranma ve eskimelerin kiracıya yüklenemeyeceği açık biçimde belirtilmiştir. Yargıtay ayrıca yenilenmesi gereken kalemlerin bedeli hesaplanırken yıpranma payının düşülmesi gerektiğini vurgulamıştır.

İşte uygulamada en çok tartışılan kalem boya ve badana gideridir. Ev sahipleri çoğu zaman “Evi boyalı verdim, boyalı teslim edeceksin” diyerek depozitodan boya parasını otomatik olarak kesmektedir. Oysa bu yaklaşım her durumda doğru değildir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, kira sözleşmesinde özel bir düzenleme bulunmadığı ve boya ihtiyacı olağan kullanımdan kaynaklandığı sürece boya-badana masrafının kiracıya yüklenemeyeceği kabul edilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/4967 E., 2018/5987 K. ve 2019/5471 E., 2019/10231 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Ancak duvarların olağan kullanımı aşacak şekilde zarar görmesi farklıdır. Duvarlara büyük delikler açılmış, yoğun boya veya yapıştırıcıyla kalıcı hasar verilmiş, çocuk çizimleri temizlenemeyecek hâle gelmiş veya duvar yüzeyi ciddi biçimde tahrip edilmişse artık sıradan boya eskimesinden değil hor kullanmadan söz edilebilir. Bu durumda zarar, somut ve ölçülü biçimde kiracıdan talep edilebilir.

Aynı şekilde küçük çizikler ile kırık parkeler arasında da fark vardır. Mobilya kullanımı nedeniyle oluşan hafif yüzey izleri normal kullanım kapsamında değerlendirilebilirken, su dökülmesi sonucu şişen parke, kasıtlı şekilde kırılmış seramik, kapısı sökülmüş dolap veya kırılmış cam gibi hasarlar kiracının sorumluluğunu gündeme getirebilir.

Ancak burada ev sahibinin “Parke zarar gördü, komple evi yeniden parke yaptıracağım ve tamamını depozitodan keseceğim” deme hakkı yoktur. Zararın gerçek miktarı ile talep edilen bedel arasında orantı bulunmalıdır. Ayrıca eski bir malzemenin yenisiyle değiştirilmesi hâlinde kiracıdan sıfır ürünün tamamı istenemez. Yargıtay, hor kullanma nedeniyle değiştirilecek parçaların bedelinden kullanım süresine karşılık gelen yıpranma payının düşülmesi gerektiğini açıkça kabul etmektedir.

Örneğin on yıllık bir mutfak dolabının bir kapağı kiracı tarafından zarar görmüşse, ev sahibinin bütün mutfağı sıfırdan yenileyip maliyetin tamamını kiracıya yüklemesi kural olarak kabul edilemez. Önce gerçek zarar, eşyanın yaşı, mevcut ekonomik değeri ve onarım imkânı belirlenmelidir. Depozito, ev sahibinin evi yenileme bütçesi değildir.

Temizlik giderleri bakımından da aynı ayrım geçerlidir. Kiracının taşınmazı makul ölçüde temiz ve kullanılabilir durumda teslim etmesi beklenebilir. Ancak ev sahibinin standart profesyonel temizlik hizmetini her tahliyede otomatik olarak kiracıya yüklemesi hukuken tartışmalıdır. Aşırı kirli, hijyen açısından kullanılamaz veya özel temizlik gerektiren bir durum varsa gerçek temizlik masrafı istenebilir. Buna karşılık sıradan kullanım sonrası yapılacak genel temizlik, her zaman depozitodan kesilebilecek bir zarar değildir.

Kombi bakım bedeli de sık tartışılan kalemlerdendir. Periyodik ve kullanıma bağlı olağan bakım ile kiracının kusurundan kaynaklanan arıza birbirinden ayrılmalıdır. Kiracı kullanım talimatlarına aykırı hareket ederek cihaza zarar vermişse masraftan sorumlu olabilir. Buna karşılık cihazın yaşına, ekonomik ömrüne veya mekanik yıpranmaya bağlı arıza, otomatik olarak kiracıya yüklenemez.

Aidat ve yan giderler bakımından da hangi borcun kime ait olduğu belirlenmelidir. Kiracının kullanım dönemine ait ve sözleşme gereği onun tarafından ödenmesi gereken ortak giderler gerçekten ödenmemişse bu tutarlar depozitodan mahsup edilebilir. Ancak demirbaş yenilemesi, büyük onarım, bina güçlendirmesi veya malik sıfatına bağlı giderler kiracıya ait değilse, ev sahibi bunları depozitodan kesemez.

Son aya ait kira bedeli de önemli bir uyuşmazlık konusudur. Kiracıların bir kısmı “Nasıl olsa depozito var, son ay kirayı ödemeyeyim” şeklinde hareket etmektedir. Oysa depozito kendiliğinden son ay kirası değildir. Taraflar açıkça anlaşmadıkça kiracı kira bedelini ödeme yükümlülüğünü sürdürür. Ödenmeyen son ay kirası gerçekten mevcutsa ev sahibi bu alacağı depozitodan mahsup etmeyi talep edebilir.

Elektrik, su ve doğal gaz borçlarında da borcun kiracının kullanım dönemine ait olup olmadığına bakılmalıdır. Abonelik kiracı adına ise çoğu zaman dağıtım şirketi borcun doğrudan muhatabıdır. Ancak ev sahibi kendi adına kalan abonelik nedeniyle kiracının kullanımından doğan bir borcu ödemek zorunda kalmışsa ve bunu belgeleyebiliyorsa, şartları oluştuğunda bu zarar depozitodan karşılanabilir.

Ev sahibinin depozitodan kesinti yapmak istemesi hâlinde yalnızca “Ev hasarlıydı” demesi yeterli değildir. Hasarın ne olduğu, kiracının kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve gerçek onarım tutarı ortaya konulmalıdır. Tahliye öncesi ve sonrası fotoğraflar, teslim-tesellüm tutanakları, faturalar, servis belgeleri, ekspertiz veya bilirkişi raporları bu noktada önem taşır.

Kiracının da evi teslim ederken en büyük hatası anahtarı verip hiçbir belge almadan ayrılmaktır. Taşınmazın boşaltıldığı gün evin her odasının, duvarların, parkelerin, banyoların, mutfak dolaplarının, sayaçların ve demirbaşların ayrıntılı şekilde fotoğraf ve videoya alınması son derece önemlidir. Mümkünse taraflar birlikte teslim tutanağı düzenlemeli ve “taşınmaz eksiksiz teslim alınmıştır” veya varsa belirli hasarlar açıkça tutanağa yazılmalıdır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 335. maddesi bu noktada kiraya verene de önemli bir yükümlülük getirir. Kiraya veren, taşınmaz geri verildiğinde durumunu gözden geçirmek ve kiracının sorumlu olduğu eksiklik ve ayıpları derhâl yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bildirim yapılmazsa, teslim anında olağan incelemeyle anlaşılabilecek eksiklikler bakımından kiracının sorumluluğu sona erebilir. Gizli nitelikteki eksiklikler fark edildiğinde ise bunların da gecikmeden bildirilmesi gerekir.

Bu düzenleme son derece önemlidir. Ev sahibi anahtarı aldıktan, taşınmazı teslim aldıktan ve hiçbir itiraz ileri sürmedikten haftalar sonra “Duvar çizikti, kapı bozuktu, mutfak dolabı hasarlıydı” şeklinde yeni iddialar ortaya atıyorsa, bu taleplerin TBK m.335 kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Depozitonun tamamının tutulabilmesi için toplam gerçek zararın ve diğer muaccel kira borçlarının depozito miktarına ulaşması gerekir. Örneğin 60.000 TL depozito alınmış ve belgelenmiş gerçek zarar yalnızca 8.000 TL ise ev sahibinin 60.000 TL’nin tamamını tutması mümkün değildir. Haklı kesinti yapıldıktan sonra kalan tutar kiracıya iade edilmelidir.

Depozitodan yapılan kesintinin gerçek zarardan fazla olması hâlinde kiracı kalan tutarı talep edebilir. “Kiracı zaten depozitoyu verdi, ne kadarını geri vereceğime ben karar veririm” şeklinde bir takdir yetkisi ev sahibine tanınmamıştır. Depozito, kiraya verenin malvarlığına karşılıksız geçen bir para değil, belirli borçları güvence altına alan teminattır.

Ev sahibinin taşınmazı tahliyeden hemen sonra yüksek bedelle başka bir kiracıya vermesi de hasar iddiasının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Örneğin ev sahibi “Taşınmaz kullanılamaz hâle geldi, bir ay kira kaybettim” derken aynı gün başka kiracıya teslim etmişse bu iddianın gerçekliği tartışılır. Hasarın onarımı nedeniyle taşınmazın kiraya verilemediği süreye ilişkin mahrum kalınan kira bedeli bazı durumlarda talep edilebilir; ancak onarımın gerçekten gerekli olması ve makul sürede tamamlanması gerekir.

Yargıtay kararlarında da hor kullanım zararının yanında tamir süresine ilişkin kira kaybının talep edilebildiği dosyalar bulunmaktadır. Ancak boya-badana gibi olağan kullanımdan kaynaklanan işler bu hesabın içine otomatik olarak sokulamaz ve zarar kalemlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerekir.

Depozito yabancı para veya altın cinsinden verilmişse iade şekli de sözleşme ve ödeme biçimine göre değerlendirilmelidir. Kiracı 1.000 euro güvence vermişse, ev sahibinin yıllar sonra aynı tutarın eski tarihli TL karşılığını ödemesi her durumda doğru olmayabilir. Güvencenin hangi para birimiyle verildiği ve tarafların iade konusunda ne kararlaştırdığı önem taşır.

Depozitonun kira bedeli üzerinden hesaplandığı durumlarda da “Bugünkü üç aylık kira mı, başlangıçtaki depozito mu?” sorusu sıkça sorulmaktadır. Kural olarak kiracının verdiği somut güvence geri verilir. Depozitonun kira artışlarıyla kendiliğinden her yıl artırılması ancak sözleşmede ve hukuka uygun bir düzenleme varsa ayrıca değerlendirilir. Ev sahibi tahliye sırasında “Kira yükseldi, senin depoziton zaten eridi” diyerek verilmiş güvenceyi yok sayamaz.

Kiraya veren değişmişse depozitonun akıbeti ayrıca önem kazanır. Taşınmazın satılması kiracının güvence hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yeni malik kira ilişkisinin tarafı hâline gelir; ancak depozitonun önceki malikte kalmış olması nedeniyle kimin iade borçlusu olduğu, ödemenin nasıl yapıldığı ve satış sırasındaki taraf anlaşmaları somut olayda ayrıca incelenmelidir. Bu nedenle kiracı, depozito ödeme belgesini kira süresince mutlaka saklamalıdır.

Kiracının depozitoyu geri alamadığı durumda ilk adım, kiraya verene yazılı talepte bulunmaktır. Hangi tarihte ne kadar güvence verildiği, taşınmazın ne zaman tahliye edildiği, anahtarın ne zaman teslim edildiği ve herhangi bir borcun bulunmadığı açıkça belirtilmelidir. Ev sahibi kesinti yaptığını söylüyorsa, kesinti kalemlerinin ve bunlara ilişkin fatura veya belgelerin sunulması talep edilmelidir.

Uyuşmazlık çözülemezse kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk hükümleri de dikkate alınmalıdır. Arabuluculukta taraflar depozito, hasar ve kira borçlarını birlikte değerlendirebilir. Anlaşma sağlanamazsa görevli mahkemede alacak davası açılması veya şartları varsa icra takibine başvurulması mümkündür.

Kiracı açısından en güçlü dosya; kira sözleşmesi, depozito ödeme dekontu, girişte ve çıkışta çekilen fotoğraflar, anahtar teslim tutanağı, aidat ve fatura ödeme kayıtları ile taraflar arasındaki yazışmaların birlikte bulunduğu dosyadır. Ev sahibi açısından da aynı şekilde, gerçekten hor kullanım varsa bunun teslim anında belgelenmesi ve kesinti tutarının fatura veya bilirkişi değerlendirmesiyle ortaya konulması gerekir.

Ev sahibinin kendi hazırladığı bir listeye “boya 30.000 TL, temizlik 10.000 TL, parke 25.000 TL” yazması tek başına gerçek zararı kanıtlamaz. Özellikle yüksek miktarlı uyuşmazlıklarda mahkeme, hasarın gerçekten mevcut olup olmadığını, olağan kullanımı aşıp aşmadığını ve makul onarım bedelini bilirkişi aracılığıyla belirleyebilir.

Sonuç olarak ev sahibinin depozitodan kesinti yapabilmesi mümkündür; ancak bu yetki sınırsız değildir. Ödenmemiş kira, kiracıya ait yan giderler ve hor kullanım nedeniyle oluşmuş gerçek zararlar depozitodan mahsup edilebilir. Buna karşılık normal yıpranma, sıradan boya eskimesi, ekonomik ömrünü doldurmuş demirbaşlar ve ev sahibinin taşınmazı yenileme masrafları kiracıya yüklenemez. Yargıtay uygulaması da kiracının olağan kullanımdan doğan yıpranmadan sorumlu olmadığını ve gerçek zarar hesaplanırken yıpranma payının mutlaka düşülmesi gerektiğini açık biçimde kabul etmektedir.

Depozito, kiracıya tahliye sonunda kesilecek bir “ceza” değildir. Kiraya veren gerçekten bir alacağı veya zararı bulunduğunu ortaya koyabiliyorsa bunu mahsup edebilir; kalan güvenceyi ise iade etmek zorundadır. Bu nedenle kira ilişkisinin sonunda asıl soru “Ev sahibi kesinti yapmak istiyor mu?” değil, “Kesilen tutarın arkasında gerçekten kiracıya yüklenebilecek, belgelenmiş bir zarar veya borç var mı?” olmalıdır.

🔍 Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Hukuki sorularınızın yanıtlarını aramak için aşağıdaki formu kullanın

Popüler Arama Konuları

En çok aranan hukuki konularımıza göz atın: