Telefon
WhatsApp
İnstagram

E-Devlet’te Tanımadığınız Bir Şirketin Ortağı Görünüyorsunuz: Vergi Borçlarını Siz mi Ödeyeceksiniz?

Hukuk alanındaki önemli makale, rapor ve bültenlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Güncel yasal gelişmeleri ve uzman analizlerini inceleyin.

E-Devlet’te Tanımadığınız Bir Şirketin Ortağı Görünüyorsunuz: Vergi Borçlarını Siz mi Ödeyeceksiniz?

E-Devlet’te Tanımadığınız Bir Şirketin Ortağı Görünüyorsunuz: Vergi Borçlarını Siz mi Ödeyeceksiniz?

53 Görüntüleme 06 Ekim 2026, 10:30

Bir sabah e-Devlet’e girdiniz ve hayatınızda adını bile duymadığınız bir limited şirketin ortağı veya yetkilisi olarak göründüğünüzü fark ettiniz. Şirket başka şehirde faaliyet gösteriyor, ortaklarını tanımıyorsunuz, herhangi bir pay devri sözleşmesi imzalamadınız ve şirket kuruluşunda da bulunmadınız. Daha kötüsü, şirketin vergi veya SGK borçları bulunduğunu öğreniyorsunuz. Peki yalnızca ticaret sicilinde adınızın görünmesi sizi gerçekten şirket borçlarından sorumlu hâle getirir mi, sahte imzayla yapılan ortaklık kaydı nasıl düzeltilir ve böyle bir durumda ilk olarak nereye başvurmak gerekir?

Öncelikle e-Devlet’te görülen kayıtların kaynağını doğru anlamak gerekir. Ticaret Bakanlığının “Sahibi / Ortağı / Yetkilisi Olduğum Ticari İşletme veya Şirketler” hizmeti, MERSİS kayıtları üzerinden çalışmaktadır. MERSİS; şirket kuruluşu, pay devri, yetkili değişikliği ve diğer ticaret sicili işlemlerinin elektronik ortamda yürütüldüğü merkezi sistemdir. Ticaret Bakanlığı da bu hizmetin, vatandaşların kendilerinden habersiz şekilde adlarına şirket açılıp açılmadığını veya bir şirkette yetkili olarak atanıp atanmadığını kontrol edebilmeleri amacıyla sunulduğunu açıkça belirtmektedir.

Bu nedenle e-Devlet’te hiç tanımadığınız bir şirketin ortağı veya yetkilisi olarak görünmeniz hafife alınacak bir veri hatası değildir. Böyle bir kayıt, ticaret siciline dayanak oluşturan bir şirket kuruluşu, pay devri, genel kurul kararı, müdür ataması veya başka bir tescil işleminin sistemde bulunduğunu gösterir. Ancak sicilde adınızın görünmesi ile bu işlemin gerçekten sizin iradenizle yapılmış olması aynı şey değildir. Sahte imza, sahte vekâletname, kimlik bilgilerinin hukuka aykırı kullanılması veya başka bir usulsüzlük söz konusuysa sicil kaydının gerçeği yansıtmadığı ileri sürülebilir.

İlk yapılması gereken şey ekran görüntüsü alıp yalnızca e-Devlet kaydıyla yetinmemektir. Şirketin MERSİS numarası, ticaret sicil numarası, unvanı, merkez adresi, ortaklık başlangıç tarihi ve varsa temsil/yetki bilgileri tespit edilmelidir. Daha sonra şirketin kayıtlı bulunduğu Ticaret Sicili Müdürlüğünden tescile dayanak belgelerin incelenmesi istenmelidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 35. maddesi gereğince herkes ticaret sicilinin içeriğini ve müdürlükte saklanan tescil belgelerini inceleyebilir ve giderini ödeyerek onaylı suretlerini alabilir.

Bu belgeler dosyanın merkezidir. Çünkü kişinin şirkete hangi işlemle dâhil edildiği anlaşılmadan doğru hukuki yol belirlenemez. Örneğin limited şirket ortaklığı, sahte olduğu ileri sürülen bir hisse devir sözleşmesine dayanıyor olabilir. Başka bir olayda kişinin kimlik bilgileri kullanılarak şirket kuruluşunda ortak gösterilmiş olabilir. Bir başka dosyada ise kişi ortak değil, müdür veya şirket yetkilisi olarak tescil edilmiş olabilir. Bu üç durumun doğuracağı hukuki ve mali risk aynı değildir.

Limited şirketlerde pay devri bakımından Türk Ticaret Kanunu’nun 595. maddesi özel şekil kuralları öngörmektedir. Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı yapılmalı ve tarafların imzaları noter tarafından onaylanmalıdır. Şirket sözleşmesinde aksi düzenlenmemişse pay devrinin geçerliliği için ayrıca genel kurul onayı gerekir.

Dolayısıyla hiç notere gitmemiş, pay devri sözleşmesi imzalamamış ve böyle bir şirketle herhangi bir hukuki ilişki kurmamış bir kişinin limited şirket ortağı olarak kaydedilmesi hâlinde ilk araştırılması gereken belgelerden biri sözde hisse devir sözleşmesidir. Belgedeki imzanın kişiye ait olmadığı ileri sürülüyorsa imza incelemesi yapılması gündeme gelir. Noter işleminde sahte kimlik veya sahte vekâletname kullanılıp kullanılmadığı da ayrıca araştırılmalıdır.

Şirket kuruluşunda ortak gösterilmişseniz, bu kez şirket sözleşmesinin nasıl imzalandığı ve kuruluş işleminin hangi yöntemle tamamlandığı incelenmelidir. MERSİS’te elektronik imzayla yapılan işlemler ıslak imzayla yapılan işlemlerle aynı hukuki sonucu doğurmaktadır. Bu nedenle e-imza veya mobil imza kullanılmış görünüyorsa ilgili imza sertifikası ve işlem kayıtlarının kime ait olduğu araştırılmalıdır.

Peki sahte kayıt doğrudan Ticaret Sicili Müdürlüğüne gidilerek silinebilir mi? Her olayda değil. Ticaret Bakanlığı, MERSİS kayıtlarındaki güncelleme ve düzeltme talepleri için şirketin kayıtlı bulunduğu Ticaret Sicili Müdürlüğüne başvurulması gerektiğini belirtmektedir. Ancak sicil müdürlüğünün, daha önce usulen tescil edilmiş ve üçüncü kişilerin haklarını da etkileyebilecek bir kaydı yalnızca “Bu imza benim değil” beyanıyla her zaman resen silmesi mümkün olmayabilir.

Nitekim 2026 tarihli UYAP kararlarında ticaret sicili müdürlüklerinin, çözümü mahkeme kararına bağlı olan ihtilaflı tescilleri kendiliğinden ortadan kaldırmak yerine mahkeme kararına göre işlem yaptığı görülmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun 34. maddesine göre sicil müdürlüğünün tescil, değişiklik veya silinme istemi hakkında verdiği karara karşı, kararın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine itiraz edilebilir.

Ancak sahte ortaklık kaydının düzeltilmesi her zaman yalnızca TTK m.34 kapsamında sekiz günlük sicil müdürlüğü kararına itirazdan ibaret değildir. Kişinin baştan beri ortak olmadığının, imzanın kendisine ait bulunmadığının veya pay devrinin hukuken gerçekleşmediğinin tespiti gereken dosyalarda asliye ticaret mahkemesinde ortak olmadığının tespiti, sicil kaydının düzeltilmesi, tescil ve ilan gibi talepler gündeme gelebilir. Hangi talebin kurulacağı, kaydın nasıl oluşturulduğuna bağlıdır.

Bu noktada yakın tarihli Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2026/435 sayılı kararı da önemlidir. Kararda limited şirket pay devrinin noter işlemi ve şirket onayıyla tamamlanması, ticaret siciline tescilin ise üçüncü kişilere karşı aleniyet sağlaması üzerinde durulmuştur. Bu yaklaşım, şirket ortaklığına ilişkin gerçeğe aykırı bir kaydın yalnızca taraflar arasındaki ilişki açısından değil, vergi dairesi ve diğer kamu kurumları bakımından da düzeltilmesinin neden önemli olduğunu göstermektedir.

Asıl kritik soru ise şudur: Adınıza sahte ortaklık kaydı varsa şirketin borçlarından gerçekten sorumlu olur musunuz?

Cevap şirket türüne ve kaydın niteliğine göre değişir.

Limited şirketlerde kamu borçları bakımından ciddi bir risk vardır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesine göre limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu tutulabilirler. Gelir İdaresi Başkanlığının Tahsilat Genel Tebliğinde de limited şirket ortağına, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçları için sermaye payı oranında takip yapılabileceği açıkça belirtilmektedir.

Bu nedenle ticaret sicilinde yüzde 50 limited şirket ortağı görünüyorsanız, şirketin vergi borcu veya başka bir kamu alacağı bakımından adınıza ödeme emri düzenlenmesi ihtimali teorik değil, gerçek bir risktir. Vergi idaresi ilk aşamada ticaret sicili ve pay kayıtlarına bakabilir. Siz “Bu ortaklık sahte” deseniz bile kayıt düzeltilinceye veya hukuki durum tespit edilinceye kadar ciddi bir idari ve yargısal süreçle karşılaşabilirsiniz.

Ancak burada çok önemli bir ayrım vardır: Sahtecilikle oluşturulmuş bir kayıt, gerçekte hiç gerçekleşmemiş bir ortaklık ilişkisini hukuken meşru hâle getirmez. Gerçek iradeniz, imzanız veya geçerli bir pay devriniz yoksa, ortaklık sıfatının mevcut olmadığı yönünde tespit ve sicilin düzeltilmesi istenebilir. Vergi veya diğer kamu borçlarına ilişkin ödeme emri gelmişse de bu kayıt ve sahtelik iddiası ilgili dava süresinde ayrıca ileri sürülmelidir. “Sicilde adım yanlışlıkla varmış, bekleyeyim düzelir” yaklaşımı özellikle ödeme emri tebliğ edilmişse ciddi hak kaybına yol açabilir.

Limited şirkette ortaklık ile müdürlük de birbirinden ayrılmalıdır. Sadece ortak olan kişinin kamu borçları bakımından sorumluluğu kural olarak sermaye hissesi oranında değerlendirilirken, aynı kişi şirketin kanuni temsilcisi veya müdürü olarak da kayıtlıysa 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi kapsamında çok daha geniş bir sorumluluk tartışması gündeme gelebilir. Gelir İdaresi Başkanlığının açıklamasına göre limited şirketin kanuni temsilcileri hakkında, şartları oluştuğunda şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağının tamamı yönünden takip yapılabilmektedir.

Dolayısıyla e-Devlet ekranında yalnızca “ortak” mı görünüyorsunuz, yoksa “yetkili/müdür” sıfatınız da mı var sorusu son derece önemlidir. Sahte ortaklığa bir de sahte müdürlük kaydı eklenmişse risk yalnızca hisse oranıyla sınırlı olmayabilir.

Anonim şirketlerde durum farklıdır. Anonim şirket pay sahibinin yalnızca pay sahibi olması, limited şirketteki gibi şirketin kamu borçlarından otomatik olarak sermaye payı oranında kişisel sorumluluk doğurmaz. Ancak anonim şirketin yönetim kurulu üyesi ve kanuni temsilcisi olarak tescil edilmişseniz kamu borçları bakımından ayrı sorumluluk hükümleri gündeme gelebilir. Bu nedenle “şirket ortağı görünüyorum” başlığı altında şirket türünün mutlaka belirlenmesi gerekir.

SGK yönünden de şirket türü önemlidir. Sosyal Güvenlik Kurumu, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarını ve limited şirket dâhil diğer şirketlerin ortaklarını 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b bendi kapsamında sigortalı saymaktadır. Bu nedenle sahte bir limited şirket ortaklığı, kişinin 4/b yani Bağ-Kur sigortalılık kayıtlarını da etkileyebilir.

Örneğin kişi aslında bir işyerinde 4/a kapsamında çalışırken sahte bir şirket ortaklığı kaydı nedeniyle 4/b statüsü veya prim borcu problemiyle karşılaşabilir. Bu durumda yalnızca ticaret sicili kaydının düzeltilmesi yetmeyebilir; SGK kayıtlarının da şirket ortaklığının gerçekte bulunmadığı tarihlere göre yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.

Vergi mükellefiyeti tarafında da benzer şekilde şirketin türü, kişinin müdür olup olmadığı ve şirket adına hangi işlemlerin yapıldığı araştırılmalıdır. Gerçekte hiç ortak olmadığınız hâlde vergi dairesinden ödeme emri veya borç bildirimi gelmişse bunu görmezden gelmek yerine hemen dayanak dönemler, ortaklık oranı ve temsil kaydı tespit edilmelidir.

Peki ceza hukuku açısından ne olur?

Bir kişinin imzasının taklit edilerek şirket kuruluşunda, pay devrinde veya noter işleminde kullanılması, kullanılan belgenin niteliğine göre resmî belgede sahtecilik veya özel belgede sahtecilik suçlarını gündeme getirebilir. Sahte noter belgesi, sahte vekâletname, gerçeğe aykırı şekilde oluşturulmuş şirket evrakı veya kimlik bilgilerinin kullanılması olayın biçimine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Ayrıca kişi adına şirket kurulmasının belirli bir ekonomik menfaat veya dolandırıcılık amacıyla yapılması hâlinde dolandırıcılık suçları da gündeme gelebilir.

Bu nedenle böyle bir kaydı gören kişinin yalnızca Ticaret Sicili Müdürlüğüne dilekçe verip sonucu beklemesi her zaman yeterli değildir. Sahte imza veya kimlik kullanımı şüphesi varsa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu da değerlendirilmelidir. Suç duyurusunda “Ben böyle bir şirket kurmadım” şeklindeki genel ifadeden çok, e-Devlet kayıtları, ticaret sicili belgeleri, noter işlem numarası, sözde devir sözleşmesi ve imzanın kişiye ait olmadığını gösteren belgeler sunulmalıdır.

İmza incelemesi bakımından kişinin mukayese imzaları büyük önem taşır. Banka sözleşmeleri, eski noter işlemleri, resmi kurumlarda atılmış imzalar, pasaport veya diğer güvenilir tarihli belgeler bilirkişi karşılaştırmasında kullanılabilir. İnceleme yalnızca birkaç gün önce atılmış yeni imza örneklerinden ibaret olmamalıdır; uyuşmazlık konusu belge tarihine yakın dönemlere ait gerçek imzalar özellikle önemlidir.

Sahte vekâletname kullanıldığı düşünülüyorsa vekâletnamenin düzenlendiği noter, yevmiye numarası ve işlem tarihi tespit edilmelidir. Gerçekten o noterde işlem yapılıp yapılmadığı, kimlik doğrulamasının nasıl gerçekleştirildiği ve belgenin sistemde bulunup bulunmadığı araştırılabilir.

MERSİS veya e-imza kullanılarak işlem yapılmışsa, elektronik işlem kayıtları önem kazanır. Ticaret Bakanlığının MERSİS sistemi e-Devlet, e-imza ve mobil imza yöntemleriyle çalışmaktadır ve sistem üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin hangi kullanıcı hesabıyla yapıldığı soruşturma bakımından incelenebilir.

Bunun yanında kişinin e-Devlet hesabının güvenliği de derhâl kontrol edilmelidir. Şifre değiştirilmesi, iki aşamalı giriş seçeneklerinin kullanılması, kayıtlı telefon numarasının kontrol edilmesi ve bilinmeyen girişlere ilişkin güvenlik tedbirleri alınması önemlidir. Ancak ortaklık kaydının bulunması, mutlaka e-Devlet hesabının ele geçirildiği anlamına gelmez; sahte işlem fiziki belgeler veya başka kimlik verileri kullanılarak da yapılmış olabilir.

Bir başka önemli konu şirket adına açılmış banka hesaplarıdır. Kişi müdür veya yetkili gösterilmişse kendi imzası taklit edilerek bankada hesap açılıp açılmadığı veya şirket adına kredi kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır. Bankalardaki imza sirküleri, hesap açılış evrakları, kredi sözleşmeleri ve internet bankacılığı yetkileri ileride hem ceza hem hukuk dosyasının önemli delilleri olabilir.

Şirketin adınıza telefon hattı, POS cihazı, çek hesabı veya ticari kredi aldığı ortaya çıkarsa olay yalnızca “yanlış ortaklık kaydı” olmaktan çıkar. Her işlem ayrı ayrı incelenmeli, sahte imza ve kimlik kullanımının ne kadar geniş bir alana yayıldığı belirlenmelidir.

Bu nedenle erken hareket etmek son derece önemlidir. Sahte şirket kaydı ne kadar uzun süre sicilde kalırsa şirket adına yeni borç, vergi yükümlülüğü veya sözleşme doğma ihtimali o kadar artar. Ayrıca üçüncü kişiler sicilde sizi ortak veya yetkili görerek şirketle işlem yapabilirler.

Türk Ticaret Kanunu ticaret siciline aleniyet işlevi yüklemektedir. Tescil edilen hususlar üçüncü kişilerin güvenebileceği resmi kayıt niteliği taşır. Bu nedenle kişinin gerçekte ortak olmadığına dair yalnızca elinde bir savcılık şikâyet dilekçesi bulunması çoğu zaman yeterli değildir; ticaret sicili kaydının da hukuki yolla gerçeğe uygun hâle getirilmesi gerekir.

Ticaret Sicili Müdürlüğüne yapılacak başvuruda şirket unvanı, MERSİS ve sicil numarası, hangi tarihten beri ortak/yetkili göründüğünüz, işlemin tarafınızca yapılmadığı ve tescile dayanak belgelerin onaylı örneklerinin verilmesi talep edilmelidir. Müdürlük kaydı doğrudan düzeltemiyorsa verdiği cevaba göre TTK m.34 kapsamındaki itiraz veya asliye ticaret mahkemesinde uygun tespit ve sicil düzeltme davası değerlendirilmelidir. Ticaret Bakanlığı da MERSİS kayıt düzeltmelerinin ilgili ticaret sicili müdürlüğü üzerinden yürütüleceğini açıkça belirtmektedir.

Vergi dairesine ve SGK’ya da ayrı başvuru yapılması gerekebilir. Çünkü ticaret sicili düzeltilse bile diğer kurumların sistemlerinde eski kayıtların otomatik olarak aynı gün ortadan kalkacağı varsayılmamalıdır. Mahkeme kararı veya düzeltilmiş ticaret sicili belgeleri ilgili kurumlara sunularak vergi mükellefiyeti, kamu borcu ve 4/b sigortalılığı kayıtlarının kontrol edilmesi gerekir.

Özellikle vergi dairesinden ödeme emri gelmişse tebliğ tarihi çok önemlidir. Kamu alacaklarında ödeme emrine karşı dava süreleri kısa olduğundan “Önce ortaklık davası bitsin, sonra vergi borcuna bakarım” yaklaşımı doğru olmayabilir. İdari işlemin kendisine karşı süresinde hukuki yol kullanılmalı; sahte ortaklık ve devam eden ticaret davası bu dosyada delil olarak sunulmalıdır.

Aynı şekilde SGK prim borcu görünüyorsa bunun hangi tarihte başlayan ortaklık kaydına dayandığı tespit edilmelidir. Limited şirket ortaklarının 4/b kapsamındaki sigortalılıkları ticaret sicili kayıtlarıyla bağlantılı olduğundan ortaklığın gerçekte mevcut olmadığının tespit edilmesi, SGK kayıtlarının düzeltilmesinde temel belge hâline gelebilir.

Şirketin özel hukuk borçları bakımından da şirket türünün önemi büyüktür. Sermaye şirketlerinin borcu kural olarak şirket tüzel kişiliğine aittir. Bir kişinin limited şirket ortağı olması, şirketin bütün banka kredileri, tedarikçi borçları veya kira borçlarından otomatik olarak şahsen sorumlu olduğu anlamına gelmez. Buna karşılık kişisel kefalet, aval, garanti veya başka şahsi taahhüt verilmişse durum değişebilir.

Sahtecilik dosyalarında bu nedenle kişinin adına ayrıca kefalet veya garanti belgesi düzenlenip düzenlenmediği de araştırılmalıdır. Şirket ortağı gösterilmenin yanında sahte imzayla kredi kefili yapılmışsanız banka borcuna ilişkin ayrı bir menfi tespit veya imza incelemesi süreci gerekebilir.

“Ben zaten hiçbir sözleşme imzalamadım, hiçbir şey olmaz” düşüncesi de güvenli değildir. Haklı olmanız ile hiçbir işlem yapmadan hakkınızın kendiliğinden korunması aynı şey değildir. Sicilde yanlış kayıt, vergi idaresinde borç ve bankada sahte sözleşme varsa bunların her biri kendi hukuki yolunda düzeltilmelidir.

Ayrıca sahte ortaklık kaydını fark ettikten sonra şirket adına herhangi bir işlem yapılmamalıdır. “Madem sistemde yetkiliyim, hesabına girip kapatayım” veya “şirket adına dilekçe imzalayayım” şeklindeki davranışlar ileride kişinin şirketle ilişkisi olmadığı iddiasını tartışmalı hâle getirebilir. Yapılması gereken işlemler şahsen kendi adınıza, kaydın hukuka aykırılığını bildiren sıfatla yürütülmelidir.

Şirketin malvarlığına el koymak, banka hesabından para çekmek veya şirket adına tasarrufta bulunmak da son derece risklidir. Amaç yanlış kaydı düzeltmek olmalıdır; sicilde görünen yetkiyi fiilen kullanmak değil.

Ticaret sicili belgeleri alındığında özellikle imza ve tarihlerin yanı sıra tescil başvurusunu kimin yaptığı, hangi noter belgesinin kullanıldığı, genel kurul kararında kimlerin imzasının bulunduğu ve pay devrinin hangi bedelle gösterildiği incelenmelidir. Bu belgelerde aynı kişinin başka sahte şirketlerde de kullanıldığına dair emare çıkabilir.

Şirket unvanını Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde de araştırmak faydalıdır. Kuruluş, pay devri, müdür ataması, sermaye değişikliği ve adres değişiklikleri ilanlardan takip edilebilir. Böylece adınızın hangi aşamada sisteme girdiği kronolojik biçimde ortaya çıkarılabilir.

Örneğin şirket 2021 yılında başka ortaklarla kurulmuş, 2025 yılında sizin adınıza düzenlenmiş sahte bir hisse devir sözleşmesiyle yüzde 100 pay size geçirilmiş ve aynı gün müdür atanmış görünüyorsa uyuşmazlığın merkezi 2025 tarihli pay devridir. Buna karşılık şirket ilk günden sizin adınıza kurulmuşsa şirket kuruluş belgeleri incelenecektir.

Bu kronoloji kamu borçları bakımından da önemlidir. Limited şirket ortaklarının kamu borcu sorumluluğunda borcun doğduğu ve ödenmesi gereken dönem ile kişinin ortak göründüğü dönemler birlikte değerlendirilir. Gelir İdaresi Başkanlığının düzenlemeleri, ortak değişikliklerinde kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihlere ayrıca önem vermektedir.

Bu nedenle sicil düzeltme davasında sadece “bugünden itibaren ortak değilim” sonucu değil, gerçekte ortaklığın hangi tarihten itibaren hiç oluşmadığının tespiti kritik olabilir. Eğer imza baştan beri sahteyse amaç yalnızca gelecek için çıkış yapmak değil, sahte tescilin geçmişe ilişkin sonuçlarını da ortadan kaldıracak şekilde hukuki durumu ortaya koymaktır.

Aksi takdirde kişi normal bir hisse devri yaparak şirketten bugünkü tarihte ayrılmayı seçerse, geçmişte gerçekten ortakmış gibi görünmeye devam edebilir. Bu da özellikle kamu borçları bakımından ciddi sorun yaratabilir. Sahte ortaklıkta çözüm çoğu zaman “hisseyi başka birine devretmek” değil, baştan beri geçerli bir ortaklık bulunmadığının tespiti ve kaydın düzeltilmesidir.

Bu ayrım son derece önemlidir. İnsanlar bazen “Adıma şirket açılmış, muhasebeci bir devir yapıp beni çıkarsın” şeklinde pratik çözüm aramaktadır. Ancak kişi hiç ortak olmadıysa, bugün pay devri sözleşmesi imzalaması geçmişteki sahte kaydı zımnen sahiplenmiş gibi yorumlanabilecek yeni sorunlar yaratabilir. Önce gerçek hukuki durum tespit edilmelidir.

Ceza soruşturmasıyla ticaret davası birbirini tamamlayabilir. Savcılık sahte imzayı bilirkişiyle tespit edebilir; ticaret mahkemesi de bu delili ortaklık ilişkisinin bulunmadığının belirlenmesinde kullanabilir. Tersine ticaret mahkemesinin verdiği ortak olmadığınız yönündeki karar da vergi, SGK ve diğer idari dosyalarda güçlü delil oluşturabilir.

Ancak ceza soruşturmasının sonuçlanmasını her zaman beklemek zorunlu değildir. Sicil kaydı nedeniyle güncel zarar devam ediyorsa asliye ticaret mahkemesinde dava açılması ve somut olayın şartlarına göre geçici hukuki koruma tedbirleri değerlendirilmesi gerekebilir.

Sonuç olarak e-Devlet’te hiç tanımadığınız bir şirketin ortağı veya yetkilisi olarak görünmeniz, “sistemde hata vardır, düzelir” denilecek basit bir mesele değildir. MERSİS kayıtları kamu kurumlarıyla entegredir ve Ticaret Bakanlığı da şirket sorgulama hizmetini özellikle vatandaşların habersiz şirket, ortaklık veya yetkililik kayıtlarını fark edebilmesi amacıyla sunmaktadır.

Özellikle limited şirketlerde sahte ortaklık kaydı, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarının sermaye hissesi oranında size yöneltilmesi riskini doğurabilir; müdür veya kanuni temsilci olarak da görünüyorsanız sorumluluk daha geniş bir alana yayılabilir. SGK bakımından limited şirket ortaklığı 4/b sigortalılığına yol açabileceğinden, sahte kayıt Bağ-Kur prim borcu ve sigortalılık statüsü sorunları da yaratabilir.

Fakat ticaret sicilinde adınızın yazması, sahte işlemi gerçek hâle getirmez. İmzanız yoksa, geçerli bir irade beyanınız bulunmuyorsa veya kimlik bilgileriniz kullanılarak işlem yapılmışsa ortak olmadığınızın tespiti, sicilin düzeltilmesi, ceza soruşturması ve ilgili vergi/SGK kayıtlarının düzeltilmesi birlikte yürütülebilir.

Böyle bir durumda yapılacak en büyük hata şirketten normal hisse devri yaparak “çıkmaya” çalışmaktır. Çünkü siz gerçekten hiç ortak olmadıysanız hukuki hedefiniz bugün ortaklıktan ayrılmak değil, baştan beri geçerli bir ortaklık kurulmadığını ortaya koymaktır. İlk işiniz şirketin tüm sicil belgelerini almak, kaydın hangi işlemle oluşturulduğunu belirlemek ve gerekiyorsa imza incelemesiyle bu işlemi kaynağından çürütmek olmalıdır.

🔍 Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Hukuki sorularınızın yanıtlarını aramak için aşağıdaki formu kullanın

Popüler Arama Konuları

En çok aranan hukuki konularımıza göz atın: