Telefon
WhatsApp
İnstagram

Dolandırıcı Sizin IBAN’ınızı Kullandı: Yeni Düzenlemeye Göre Her IBAN Sahibi Aynı Cezayı mı Alacak?

Hukuk alanındaki önemli makale, rapor ve bültenlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Güncel yasal gelişmeleri ve uzman analizlerini inceleyin.

Dolandırıcı Sizin IBAN’ınızı Kullandı: Yeni Düzenlemeye Göre Her IBAN Sahibi Aynı Cezayı mı Alacak?

Dolandırıcı Sizin IBAN’ınızı Kullandı: Yeni Düzenlemeye Göre Her IBAN Sahibi Aynı Cezayı mı Alacak?

46 Görüntüleme 18 Ekim 2026, 21:22

Bir tanıdığınız sizden banka hesabınızı istedi. “Benim hesabım blokeli, para senin IBAN’a gelsin”, “Kripto satışından ödeme gelecek”, “Sadece bir gün hesabını kullanacağız” veya “Her gelen para için sana komisyon vereceğiz” dedi. Siz de hesap bilgilerinizi verdiniz. Birkaç hafta sonra banka hesabınız bloke edildi, ardından polis veya savcılıktan ifade için çağrıldınız. Meğer hesabınıza gelen para bir dolandırıcılık mağduruna aitmiş. Peki para sizin hesabınıza geldi diye otomatik olarak dolandırıcılık suçundan aynı cezayı mı alırsınız? Hesabınızı kullandırdığınızı kabul etmeniz mahkûmiyet için yeterli midir? “Dolandırıcılığı bilmiyordum” savunması ne ifade eder? Ve 2026’da yürürlüğe giren yeni düzenleme gerçekten IBAN sahiplerinin cezasını yarıya mı indirdi?

31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanunla Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılığı düzenleyen 158. maddesine yeni bir dördüncü fıkra eklendi. Düzenlemenin amacı özellikle son yıllarda çok sık görülen IBAN kiralama ve banka hesabı kullandırma dosyalarında, yalnızca hesabını suçta kullandıran kişi ile dolandırıcılığın tamamını planlayan, mağdurla iletişim kuran ve hileli davranışları gerçekleştiren failler arasında daha ölçülü bir ceza ayrımı yapılabilmesidir. Adalet Bakanlığı da 12. Yargı Paketi kapsamındaki değişikliği açık biçimde “IBAN’ını kullandıranlara ceza indirimi uygulanabilecek” başlığıyla duyurdu.

Yeni TCK m.158/4’e göre, TCK m.157 veya m.158’deki dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin katkısı; kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla, kendisine ya da başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını yahut banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlıysa, verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu artık kanunda açıkça düzenlenmiş özel bir indirim sebebidir.

Ancak düzenlemenin en önemli noktası şudur: Her banka hesabı sahibine otomatik olarak “yarı ceza” verilmez. Çünkü önce kişinin dolandırıcılık suçuna gerçekten iştirak edip etmediğinin belirlenmesi gerekir. Dolandırıcılıktan haberi olmayan, hesabının suçta kullanılacağını bilmeyen ve haksız menfaat sağlama amacı bulunmayan kişinin durumu ile bilinçli biçimde hesabını dolandırıcılıkta kullandıran kişinin durumu aynı değildir.

Dolandırıcılık suçu kastla işlenebilen bir suçtur. TCK m.157’de failin hileli davranışlarla bir kişiyi aldatması ve onun veya başkasının zararına kendisine ya da başkasına yarar sağlaması aranır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da dolandırıcılıkta failin bilerek ve isteyerek hareket etmesi, hileli davranış ile zarar ve haksız yarar arasında bağlantı bulunması gerektiğini vurgulamaktadır.

Bu nedenle örneğin anneniz size “Elektrik faturasını ödeyeceğim, hesabına para göndereceğim” diyerek IBAN’ınızı istemiş, sonradan bu hesap başka bir kişi tarafından sizin bilginiz dışında kullanılmışsa, yalnızca hesabın sizin adınıza olması sizi otomatik olarak dolandırıcılık suçunun faili veya yardım edeni hâline getirmez.

Aynı şekilde banka kartınız çalınmış, mobil bankacılık bilgileriniz ele geçirilmiş veya hesabınız sizin haberiniz olmadan başkalarınca kullanılmışsa ceza sorumluluğu için yine kast ve fiil bağlantısı araştırılır. Ceza hukukunda “para bu hesaba gelmiş, hesabın sahibi de sanık olsun” şeklinde otomatik sorumluluk sistemi yoktur.

Yeni düzenleme tam da bu noktada yanlış anlaşılmamalıdır. TCK m.158/4, masum kişiyi yarı cezayla cezalandıran bir hüküm değildir. Önce kişinin suçun işlendiğini bilerek ve haksız menfaat amacıyla hesabını kullandırdığı tespit edilir; ancak dolandırıcılığa katkısı bununla sınırlı kalmışsa cezası yarıya indirilir.

Örneğin kişi internetten “IBAN kiralama, günlük 5.000 TL kazan” ilanı görmüş, hesabını bilinçli biçimde üçüncü kişilere vermiş, karşılığında komisyon almış ve hesaba gelen paraların kaynağının suç olabileceğini bilmesine rağmen buna devam etmişse dolandırıcılığa iştirak değerlendirmesi gündeme gelir. Ancak bu kişinin mağdurları aramadığı, sahte ilan vermediği, hileli konuşmalara katılmadığı ve yalnızca hesabını kullandırdığı tespit edilirse yeni TCK m.158/4’teki yarı oranında indirim uygulanabilir.

Buna karşılık aynı kişi mağdurlarla mesajlaşmış, kendisini satıcı veya banka görevlisi olarak tanıtmış, sahte ilan oluşturmuş, paranın hangi hesaba gönderileceğini bizzat söylemiş ve daha sonra parayı dağıtmışsa katkısı artık yalnızca “hesabı kullandırma” değildir. Böyle bir durumda yeni fıkradaki özel yarı oranlı indirimin uygulanması mümkün olmayabilir.

Kanundaki “fiiliyle sınırlı olması” ifadesi bu nedenle kritik önemdedir. İndirim, dolandırıcılık organizasyonunun içinde daha geniş rol alan herkes için getirilen genel bir af veya ceza indirimi değildir. Sadece suçtaki katkısı hesabın ya da ödeme aracının kullanılmasına imkan vermekle sınırlı kalan iştirakçi bakımından öngörülmüştür.

Yeni hüküm yalnızca klasik banka IBAN’ını da kapsamıyor. Kanun metni banka veya kredi kartı gibi ödeme araçları yanında banka hesabı, aracı kurum hesabı, ödeme hizmeti sağlayıcısı hesabı ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesapları da açıkça kapsıyor. Yani elektronik para hesabınızı, yatırım hesabınızı veya kripto hesabınızı suçta kullanılmak üzere başkasına vermeniz de şartları oluştuğunda aynı düzenleme kapsamında değerlendirilebilir.

Bu yönüyle “Ben IBAN vermedim, sadece kripto hesabımı kullandırdım” savunması artık tek başına koruma sağlamaz.

Peki “Hesabımı verdim ama dolandırıcılık olduğunu bilmiyordum” denilmesi yeterli midir?

Bu savunma dosyanın en önemli konularından biridir ancak mahkeme yalnızca sanığın sözlü beyanına bakmaz. Hesap hareketleri, para transferlerinin sayısı, miktarı, işlem saatleri, para geldikten sonra ne kadar hızlı çekildiği, paranın hangi hesaplara aktarıldığı, kişinin aldığı komisyon, WhatsApp/Telegram yazışmaları, banka kartının kimde olduğu ve mobil bankacılık şifresinin neden verildiği birlikte değerlendirilir.

Örneğin bir arkadaşınız “Araba satış param hesabına gelecek” dedi ve hesabınıza bir kez 200.000 TL geldi. Siz de arkadaşınızın söylediği hesaba gönderdiniz. Böyle bir olay ile altı ay boyunca yüzlerce farklı kişiden para gelen, her transferden sonra nakit çekilen ve hesap sahibinin her işlemden yüzde 10 komisyon aldığı bir hesap aynı şekilde değerlendirilmez.

Özellikle kısa sürede çok sayıda farklı kişiden para gelmesi, paraların saniyeler veya dakikalar içinde başka hesaplara aktarılması ve hesap sahibinin bunun karşılığında düzenli ödeme alması, “Ben hiçbir şey bilmiyordum” savunmasının inandırıcılığını etkileyebilir.

Bunun tersine sanığın dolandırıcılık organizasyonuyla bağını gösteren hiçbir iletişim kaydı yoksa, para yalnızca tek sefer gelmişse, hesap uzun süredir normal kişisel kullanım için kullanılıyorsa ve sanığın herhangi bir ekonomik menfaat elde ettiği ortaya konulamıyorsa dosya farklı değerlendirilebilir.

Çünkü yeni düzenlemenin uygulanması için kanun yalnızca hesabın verilmesini değil, bunun kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla yapılmasını da aramaktadır.

Bu ifade önemlidir. Bir kişi hesabını dolandırıcılığın parçası olduğunu bilmeden ücretsiz biçimde arkadaşına kullandırmışsa, yine iştirak kastının bulunup bulunmadığı ayrıca ispat edilmelidir. Sırf “hesabını verdin” demek ceza sorumluluğunun bütün unsurlarını tamamlamaz.

Buna karşılık kişi “Ne geldiğini bilmiyorum ama her 100.000 TL’de bana 5.000 TL bırakıyorlardı, ben de kartı verdim” diyorsa haksız menfaat amacı bakımından ciddi bir değerlendirme ortaya çıkar.

Son yıllarda savcılıklar da IBAN kiralama dosyalarına özellikle dikkat çekmektedir. Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığının 2026 tarihli kamuoyu duyurusunda, vatandaşların “kolay para” vaadiyle IBAN ve banka hesaplarını üçüncü kişilere kullandırmalarının dolandırıcılık soruşturmalarına yol açabildiği açıkça belirtilmiş ve banka hesaplarının başkalarına kullandırılmaması konusunda uyarı yapılmıştır.

Peki IBAN’ını kullandıran kişi eski sistemde neden bu kadar ağır ceza riskiyle karşılaşıyordu?

Çünkü nitelikli dolandırıcılık özellikle bilişim sistemleri veya banka/kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığı olaylarda ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Hesabını bilinçli biçimde suçun işlenmesine tahsis eden kişi olayın şartlarına göre iştirak hükümleri kapsamında sorumlu tutulabiliyordu. Yeni düzenleme, bu kişinin suçun tüm icrasını gerçekleştiren organizatörle aynı düzeyde cezalandırılmasını her olayda adil bulmayan yaklaşımın kanuna yansımasıdır. Adalet Bakanlığı da düzenlemenin gerekçesini hesabını kullandırmakla sınırlı kalan iştirakçi bakımından yarı oranında indirim olarak özetlemektedir.

Ancak bu düzenleme “IBAN kiralamak artık suç değil” anlamına kesinlikle gelmez.

Tam tersine, dolandırıcılık olduğunu bilerek hesabını kullandıran kişi yine suçtan mahkûm olabilir. Yeni hüküm yalnızca verilecek cezanın yarı oranında indirilmesini öngörür.

Burada TCK’daki genel yardım etme hükmüyle yeni özel düzenleme de birbirinden ayrılmalıdır. TCK m.39, suça yardım eden kişi bakımından belirli şartlarla cezada indirim öngören genel iştirak hükmüdür. Buna karşılık TCK m.158/4, özellikle dolandırıcılık suçlarında hesap ve ödeme aracı kullandıran kişilere ilişkin özel bir düzenlemedir.

Somut dosyada kişinin müşterek fail mi, yardım eden mi veya yeni m.158/4 kapsamındaki iştirakçi mi olduğu mahkemece eylemin niteliğine göre belirlenir.

Bu nedenle “Ben sadece hesabı verdim, TCK 39 da uygulanır, bir de 158/4 uygulanır, cezam iki kere yarıya iner” şeklinde otomatik bir hesap yapmak doğru değildir. İştirakin hukuki niteliği, uygulanacak temel ceza ve özel hükmün sistem içindeki yeri birlikte değerlendirilmelidir.

Yeni düzenlemenin bir başka son derece önemli sonucu eski dosyalardır.

Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi uyarınca, suçun işlendiği tarihteki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklıysa fail lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Yargıtay da lehe ceza kanununun geçmişe etkili uygulanmasının ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olduğunu sürekli kabul etmektedir.

Dolayısıyla 2024 veya 2025 yılında yalnızca banka hesabını kullandırdığı gerekçesiyle dolandırıcılığa iştirak ettiği kabul edilen kişinin dosyası 2026’da hâlen devam ediyorsa yeni TCK m.158/4 mutlaka değerlendirilmelidir.

Hatta hüküm kesinleşmiş ve ceza infaz aşamasına geçmişse bile yeni hükmün sanık lehine olup olmadığı uyarlama yargılaması kapsamında gündeme gelebilir. Yargıtay’ın lehe kanuna ilişkin yerleşik içtihadına göre sonradan yürürlüğe giren daha lehe ceza normları hüküm ve infaz aşamasında dikkate alınabilir.

Ancak burada yine aynı şart aranır: Eski dosyadaki eylem gerçekten yalnızca hesabın veya ödeme aracının kullanılmasını sağlayan bilgi/araçların verilmesiyle sınırlı olmalıdır.

Örneğin kesinleşmiş mahkeme kararında sanığın yalnızca banka kartını ve şifresini diğer faillere verdiği, başka hiçbir dolandırıcılık eylemine katılmadığı kabul edilmişse yeni hüküm güçlü biçimde gündeme gelir.

Buna karşılık kesinleşmiş kararda sanığın mağduru aradığı, hileli senaryoyu anlattığı ve para transferini yönettiği kabul edilmişse sırf paranın kendi hesabına gelmiş olması nedeniyle yeni indirimden yararlanması beklenemez.

Bu nedenle eski dosyalarda yalnızca hüküm fıkrasına değil, mahkemenin kabul ettiği maddi olaya bakmak gerekir.

Yeni hüküm ayrıca “hesabın size ait olması” şartını da aramıyor. Kanun kişinin kendisine veya başkasına ait banka hesabını veya ödeme aracını suçta kullanılmak üzere verdiği durumu kapsıyor. Örneğin arkadaşının banka kartını temin edip dolandırıcılık organizasyonuna veren kişi de şartları oluştuğunda bu düzenleme içinde değerlendirilebilir.

Bu nedenle “Hesap benim adıma değildi” savunması da tek başına sonucu belirlemez.

Pratikte bu dosyalarda en önemli delillerden biri banka hesabının fiilî kontrolüdür. Hesabın kimin telefonunda açık olduğu, internet bankacılığına hangi cihazdan girildiği, para çekme işlemini kimin yaptığı ve kartın kimde bulunduğu araştırılabilir.

IP kayıtları, ATM kamera görüntüleri, telefon HTS/baz verileri, cihaz incelemeleri ve mesajlaşmalar hesaba kimin hâkim olduğunu gösterebilir.

Örneğin sanık “Kartımı arkadaşım aldı, ben işlemlere karışmadım” diyorsa ATM’den parayı bizzat kendisinin çektiğini gösteren kamera kaydı bu savunmayı ciddi biçimde zayıflatabilir.

Tersine tüm internet bankacılığı girişlerinin başka şehirdeki cihazdan yapıldığı ve sanığın hesapta gerçekleşen hareketlerden haberdar olmadığı ortaya çıkarsa bu durum savunma açısından önemlidir.

Bir başka çok önemli delil paranın sanıkta kalıp kalmadığıdır.

Dolandırıcılık mağdurundan gelen 100.000 TL hesabınıza yatmış ve aynı dakika başka hesaba 95.000 TL gönderip 5.000 TL’yi kendinizde bırakmışsanız bu komisyon, suçtan menfaat sağlama iddiası bakımından güçlü delil olabilir.

Buna karşılık paranın hesabınıza geldiği anda banka tarafından bloke edildiği ve sizin hiçbir tasarrufunuz olmadığı durumda değerlendirme farklıdır.

Ancak tek başına paranın sanıkta kalmaması da otomatik beraat sebebi değildir. Hesabı bilinçli biçimde suçta kullandırmak, parayı başka faile aktarmak suretiyle de iştirak gerçekleşebilir.

Bu nedenle “Ben bir kuruş kazanmadım” savunması önemlidir ancak dosyanın tamamı içinde değerlendirilir.

İfade verirken de dikkat edilmesi gereken nokta budur. “Arkadaşım rica etti, ben de kartımı verdim” şeklindeki bir cümle tek başına olayın tamamını açıklamaz. Neden verdiniz, karşılığında bir şey aldınız mı, hesaba ne geleceğini biliyor muydunuz, kart ve şifreyi neden teslim ettiniz, gelen transferleri gördünüz mü, hesabınızı ne zaman geri aldınız gibi sorular önemlidir.

Savunmanın sonradan değişmesi de dosyada değerlendirilir. İlk ifadede “Kartımı kaybettim” denilip daha sonra “Arkadaşıma vermiştim” denilmesi inandırıcılık açısından sorun yaratabilir.

Bu yüzden banka hesabı kullanılan bir dolandırıcılık soruşturmasında savunma kurulmadan önce hesap hareketleri, ifade tutanakları, mesaj kayıtları ve dijital materyaller birlikte incelenmelidir.

Bir başka yanlış düşünce şudur: “Mağdur şikâyetini geri çekerse dosya kapanır.”

Nitelikli dolandırıcılık kural olarak şikâyete bağlı bir suç değildir. Bu nedenle mağdur zararını aldıktan sonra şikâyetinden vazgeçse bile kamu davası otomatik olarak sona ermez.

Ancak zararın giderilmesi, TCK m.168 kapsamındaki etkin pişmanlık hükümlerini somut olayda gündeme getirebilir. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2025/13479 sayılı kararında da sanığa mağdur zararını giderme imkânı tanınarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla hesap sahibi mağdur zararının giderilmesine katkıda bulunmuşsa bu mesele yeni TCK m.158/4’teki indirimden ayrı bir hukuki değerlendirme konusudur.

Ancak “zararı ödedim, suç ortadan kalktı” denemez. Etkin pişmanlık, şartları oluştuğunda cezada indirim sağlayabilir; suçun hiç işlenmemiş sayılması anlamına gelmez.

Aynı şekilde banka hesabına bloke konulması da tek başına suçlu olduğunuz anlamına gelmez. Savcılık, suçtan kaynaklanan para hareketlerini korumak veya delilleri güvence altına almak amacıyla hesaba tedbir koyabilir. Soruşturma ilerledikçe tedbirin devam edip etmeyeceği ayrıca değerlendirilir.

Bankanın kendi risk politikası nedeniyle hesabı kullanıma kapatması ise ceza soruşturmasından farklı bir süreç olabilir.

Bir kişi böyle bir dosyada ne yapmalıdır?

Öncelikle banka hesap dökümü eksiksiz alınmalıdır. Hangi para hangi tarihte, kimden ve hangi açıklamayla gelmiş; ardından nereye gitmiş belirlenmelidir.

İkinci olarak hesap erişim kayıtları ve kartın fiilen kimde olduğu netleştirilmelidir.

Üçüncü olarak hesabın verilmesine ilişkin mesajlaşmalar korunmalıdır. Özellikle “Sadece maaşım gelecek”, “Araba parası gelecek” gibi kişiyi yanıltan konuşmalar varsa silinmemelidir.

Dördüncü olarak sanığın para transferinden herhangi bir komisyon veya menfaat alıp almadığı belgelenmelidir.

Beşinci olarak varsa başka dosyalar araştırılmalıdır. Aynı hesap onlarca ayrı dolandırıcılık dosyasında kullanılmışsa savunmanın niteliği ciddi biçimde değişebilir.

Çünkü tek seferlik masum bir kullanım iddiasıyla sistematik hesap kiralama faaliyeti aynı şey değildir.

Yeni düzenleme bu ayrımı tamamen ortadan kaldırmamış; yalnızca dolandırıcılığa iştiraki hesap kullandırmakla sınırlı kalan kişi bakımından cezayı yarıya indirmiştir.

Bu nedenle “IBAN’ımı verdim, artık cezam yarı yarıya kesin iner” şeklindeki sosyal medya yorumlarına güvenilmemelidir.

Önce kişinin gerçekten iştirak kastıyla hareket edip etmediği tespit edilir. Kast yoksa beraat gündeme gelebilir. Kast varsa ve eylem yalnızca hesap/ödeme aracı kullandırmakla sınırlıysa yeni yarı oranlı indirim uygulanabilir. Kast var ve kişi hileli davranışların içinde aktif rol aldıysa yeni özel indirimin şartları oluşmayabilir.

Başka bir ifadeyle yeni kanun üç farklı kişiyi birbirinden ayırmayı amaçlayan bir sisteme kapı açmıştır:

Birinci kişi, hesabı suçta kullanıldığından gerçekten habersiz olan kişidir. Bu kişi bakımından suç kastının ispatlanması gerekir; yalnızca hesap sahibi olması mahkûmiyet için yeterli değildir.

İkinci kişi, dolandırıcılık olduğunu bilerek veya bu suçun işlenmesine bilinçli biçimde katkı sunarak hesabını/kartını/kripto hesabını kullandırmış ancak başka hiçbir hileli eyleme katılmamıştır. Yeni TCK m.158/4 esas olarak bu kişi grubunu hedefler ve cezasında yarı oranında indirim öngörür.

Üçüncü kişi ise hesabını kullandırmanın ötesinde mağdurla iletişime geçen, sahte ilan oluşturan, hile senaryosunu yürüten, parayı yöneten veya organizasyonu kuran kişidir. Bu kişi bakımından “yalnızca hesap kullandırma” şartı gerçekleşmediği için özel indirim uygulanmaz.

Asıl hukuki ayrım budur.

Yeni düzenleme bu nedenle hesap sahipleri açısından önemli bir iyileştirme olsa da IBAN kiralamayı güvenli veya hukuka uygun bir kazanç modeline dönüştürmemiştir.

Bir banka hesabının günlük birkaç bin lira karşılığında hiç tanımadığınız kişilere verilmesi, banka kartı ve mobil bankacılık şifresinin teslim edilmesi veya kripto hesabının başkasına kullandırılması son derece yüksek ceza riski taşımaya devam etmektedir.

Üstelik tek bir hesap yüzlerce farklı mağdurdan para almak için kullanılırsa kişi birden fazla olay ve farklı mağdurlar nedeniyle birden çok dosyayla karşılaşabilir.

Bu nedenle “Bir kere IBAN verdim, tek dosya çıkar” düşüncesi de doğru değildir.

Aynı hesabın farklı illerdeki mağdurların dolandırılmasında kullanılması, farklı savcılık soruşturmalarına ve sonrasında dosyaların birleştirilmesi veya yetki tartışmalarına neden olabilir.

Hesabını kullandıran kişi çoğu zaman asıl organizatörleri tanımadığını söylemektedir. Ancak Telegram kullanıcı adları, telefon numaraları, para aktarım zincirleri ve ATM kayıtları bu bağlantının araştırılmasına imkân verebilir.

Bu nedenle özellikle gençlerin “evden para kazanma”, “komisyon karşılığı IBAN”, “ödeme aracılığı”, “kripto bozdurma” veya “hesap kiralama” ilanlarına karşı son derece dikkatli olması gerekir.

Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığının 2026 tarihli uyarısında da bu yöntemlerin bilişim yoluyla dolandırıcılıklarda yaygın biçimde kullanıldığı ve vatandaşların banka hesaplarını üçüncü kişilere kullandırmaması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak 12. Yargı Paketiyle getirilen yeni hüküm, “IBAN sahibi artık ceza almayacak” şeklinde okunamaz. 7589 sayılı Kanunla TCK m.158’e eklenen dördüncü fıkra, dolandırıcılığa iştirak ettiği tespit edilen ancak katkısı yalnızca banka hesabı, kart, ödeme hesabı veya kripto hesabının kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçları vermekle sınırlı kalan kişi hakkında verilecek cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmektedir.

Ancak hesabınız sizin bilginiz ve kastınız dışında kullanılmışsa mesele “yarı ceza” değil, öncelikle suçun manevi unsurunun ve iştirak kastının bulunup bulunmadığıdır. Ceza hukukunda sırf hesabın sizin adınıza olması tek başına dolandırıcılık kastını ispatlamaz.

Buna karşılık dolandırıcılıkta kullanılacağını bilerek hesabınızı verdiyseniz, kart ve şifrenizi teslim ettiyseniz veya bunun karşılığında komisyon aldıysanız ceza sorumluluğu gündeme gelebilir. Eyleminiz yalnızca hesap kullandırmakla sınırlıysa yeni indirim uygulanabilir; mağdurun aldatılmasına aktif biçimde katıldıysanız uygulanmayabilir.

Ve son olarak, yeni hüküm fail lehine sonuç doğurduğu ölçüde 2026’dan önce işlenen ve hâlen yargılanan, hatta şartları oluşuyorsa kesinleşmiş dosyalarda da değerlendirilmelidir. TCK m.7/2 uyarınca sonradan yürürlüğe giren lehe ceza kanunu geçmiş olaylara da uygulanabilir.

Bu nedenle IBAN dosyalarında artık sorulması gereken soru yalnızca “Para kimin hesabına geldi?” değildir. Asıl soru şudur: “Hesap sahibi dolandırıcılığı biliyor muydu, suçtan menfaat sağlama amacı var mıydı ve suçtaki katkısı gerçekten yalnızca hesabını kullandırmakla mı sınırlıydı?”

🔍 Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Hukuki sorularınızın yanıtlarını aramak için aşağıdaki formu kullanın

Popüler Arama Konuları

En çok aranan hukuki konularımıza göz atın: