Aracınızı Vale’ye Verdiniz, Kaza Yaptı: Zararı Kim Öder?
Restoran, otel, hastane, alışveriş merkezi veya eğlence mekânı önünde aracınızı vale görevlisine teslim ettiniz. Bir süre sonra aracınızın başka bir araca çarptığını, kaportasının hasar gördüğünü, trafik cezası yazıldığını ya da aracın çekildiğini öğrendiniz. İşletme “Vale bizim çalışanımız değil.”, vale şirketi “Kaza sürücünün kişisel hatasıdır.”, sigorta şirketi ise “Bu hasar poliçe kapsamında değildir.” diyebilir. Peki böyle bir durumda araç sahibi zararı kimden talep edecektir? Vale mi, hizmeti sunan şirket mi, restoran veya otel mi, yoksa sigorta şirketi mi sorumludur?
Bir aracın vale görevlisine teslim edilmesi, yalnızca anahtarın bir başkasına bırakılmasından ibaret değildir. Araç teslim edildiği anda taraflar arasında hukuki bir koruma, gözetme ve aracı güvenli biçimde muhafaza ederek geri verme yükümlülüğü doğar. Vale hizmetinin ücretli olup olmaması bu yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Müşteri vale hizmeti için ayrıca ücret ödemese bile hizmet, restoran, otel veya başka bir işletmenin sunduğu ana hizmetin tamamlayıcı unsuru olabilir. Bu nedenle “Vale ücretsizdi, sorumluluk kabul etmiyoruz.” şeklindeki savunma çoğu durumda hukuken yeterli değildir.
Vale hizmetleri bakımından günümüzde özel bir düzenleyici çerçeve bulunmaktadır. İşletmeler ve İşyerlerinin Araç Park Hizmetlerinin Vale Olarak Yürütülmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca vale hizmetinin belirli kurallar çerçevesinde sunulması, hizmet alan kişinin vale kullanmaya zorlanmaması, aracın tesliminin fişle yapılması, kullanılan otopark alanlarında güvenlik kamerası bulundurulması ve vale hizmeti veren işletmelerin gerekli sigorta poliçelerini yaptırması öngörülmüştür. Düzenlemenin temel amacı yalnızca trafik düzenini sağlamak değil, aracını teslim eden kişinin malvarlığını ve güvenliğini korumaktır.
Yönetmelik kapsamında vale hizmeti veren işletmeler bakımından Vale/Garaj Sigorta Poliçesi ile Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi yaptırılması zorunlu tutulmuştur. Bunun yanında vale hizmeti süresince ortaya çıkan araç hasarlarının, trafik cezalarının ve araç çekme giderlerinin karşılanması yönünde açık sorumluluk öngörülmüştür. Dolayısıyla usulüne uygun faaliyet gösteren bir vale şirketinin “Araç bizdeyken hasar gördü ama bizi ilgilendirmez.” deme imkânı bulunmamaktadır.
Bununla birlikte uygulamada sorumluluğun yalnızca vale görevlisinin üzerinde bırakılmaya çalışıldığı görülmektedir. Oysa vale görevlisinin bizzat sorumluluğu ile vale şirketinin, restoranın, otelin veya hizmeti müşteriye sunan diğer işletmenin sorumluluğu birbirinden ayrılmalıdır. Aracı kullanan vale, kusurlu davranışıyla kazaya neden olmuşsa Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümleri kapsamında doğrudan sorumlu olabilir. Ancak zarar gören araç sahibinin yalnızca çoğu zaman sınırlı ekonomik imkânlara sahip çalışana yönelmesi gerekmez.
Türk Borçlar Kanunu’nun adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca işveren, çalışanının kendisine verilen işin görülmesi sırasında üçüncü kişilere verdiği zarardan kural olarak sorumludur. Vale görevlisi aracı park yerine götürürken, park ederken veya müşteriye geri getirirken kazaya neden olmuşsa zarar, yürütülen hizmetle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle vale şirketinin, çalışanını seçme, eğitme, denetleme ve hizmetin güvenli şekilde yürütülmesini sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır.
Vale şirketinin sorumluluktan kurtulabilmesi için yalnızca “Kazayı çalışan yaptı.” demesi yeterli değildir. Şirketin vale görevlisini seçerken gerekli özeni gösterdiğini, sürücü belgesini ve mesleki yeterliliğini kontrol ettiğini, hizmetin yürütülmesini denetlediğini, aracı güvenli bir güzergâhta ve uygun otopark alanında muhafaza ettiğini ortaya koyması gerekir. Ehliyetsiz, alkollü, deneyimsiz veya gerekli mesleki yeterliliğe sahip olmayan bir kişinin vale olarak çalıştırılması, şirketin sorumluluğunu daha da ağırlaştırabilir.
Peki vale hizmetinin sunulduğu restoran, otel, hastane veya eğlence mekânı “Vale şirketi bağımsızdır, bizim sorumluluğumuz yoktur.” diyerek zarardan kurtulabilir mi? Bu sorunun cevabı somut olayın özelliklerine bağlıdır. Vale görevlisinin işletmenin üniformasını kullanması, müşterinin işletme personeli tarafından valeye yönlendirilmesi, vale masasının işletmenin girişinde bulunması, ücretin işletme hesabına veya fişine yansıtılması, vale hizmetinin işletmenin reklamlarında sunulması ve müşteride hizmetin doğrudan işletme tarafından verildiği izleniminin oluşturulması hâlinde işletmenin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Müşteri bakımından önemli olan, vale şirketiyle işletme arasındaki iç sözleşmenin ayrıntıları değil, hizmetin dış dünyaya nasıl sunulduğudur. Restoran kapısında duran, restoranın müşterilerini karşılayan ve araç anahtarını alan kişinin hukuken restoranla hiçbir ilgisi bulunmadığı savunması, müşterinin haklı güveniyle bağdaşmayabilir. İşletme, kendi ticari faaliyeti kapsamında müşteriye vale hizmeti sunuyor veya bu hizmetten ticari yarar sağlıyorsa, hizmetin güvenli yürütülmesi konusunda sorumluluk taşıyabilir.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun bakımından da hizmetin ayıplı şekilde ifa edilmesi tartışılabilir. Tüketici, vale hizmetinden güvenli park, aracın korunması ve aynı durumda geri teslim edilmesini bekler. Aracın hasarlı, eksik eşyayla veya trafik cezası yazılmış şekilde teslim edilmesi, hizmetin sözleşmeye ve objektif olarak taşıması gereken özelliklere uygun sunulmadığını gösterebilir. Somut olayın parasal değeri ve tarafların sıfatlarına göre tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi yolu gündeme gelebilir.
Vale tarafından kullanılan araçla başka bir araca çarpılması hâlinde sorumluluk tablosu daha karmaşık hâle gelir. Öncelikle kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası, üçüncü kişilerin uğradığı zararlar bakımından devreye girebilir. Ancak zorunlu trafik sigortası kural olarak sigortalı aracın kendi hasarını karşılamaz. Müşterinin valeye teslim ettiği aracın kendi hasarı bakımından kasko poliçesi, vale/garaj sigortası ve hukuken sorumlu kişiler değerlendirilmelidir.
Kasko sigortası bulunan araçlarda sigorta şirketi, poliçe şartları kapsamında hasarı karşılayabilir. Ancak sigorta şirketinin ödeme yapması, vale şirketinin veya diğer sorumluların tamamen kurtulduğu anlamına gelmez. Sigortacı ödediği tutar ölçüsünde zarara sebep olan kişilere rücu edebilir. Kasko poliçesinde aracın üçüncü kişiye bırakılması, anahtarın teslimi, yetkisiz kullanım veya vale hizmetine ilişkin özel hükümler bulunuyorsa poliçe metni ayrıca incelenmelidir. Her kasko poliçesinin kapsamı aynı değildir.
Vale/Garaj Sigorta Poliçesi ise vale hizmeti sırasında aracın uğradığı zararlar bakımından özel önem taşır. Yönetmelik bu sigortanın yaptırılmasını zorunlu kıldığından, araç sahibi işletmeden ve vale şirketinden poliçe bilgilerini talep edebilir. Poliçenin hiç yaptırılmamış olması, zarar gören kişinin tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Aksine zorunlu sigorta yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması, işletmenin mevzuata aykırı faaliyet yürüttüğünü gösteren önemli bir olgu oluşturabilir.
Araç müşteriden teslim alındıktan sonra vale görevlisinin kişisel işi için kullanılması, araçla gezilmesi veya yetkisiz kişiye verilmesi hâlinde de sorumluluk sona ermez. Vale şirketinin çalışanın açıkça yasaklanan kişisel davranışından hiçbir durumda sorumlu olmayacağı söylenemez. Önemli olan fiille verilen iş arasında yeterli bağlantının bulunup bulunmadığı, işletmenin denetim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ve aracın çalışana hangi koşullarda teslim edildiğidir.
Vale aracı aşırı hızlı kullanmış, alkollü şekilde direksiyona geçmiş veya sürücü belgesi bulunmadan araç kullanmışsa ceza ve trafik hukuku bakımından ayrıca sonuçlar doğabilir. Kasten ya da taksirle yaralama, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, mala zarar verme veya olayın özelliklerine göre başka suç ve kabahatler gündeme gelebilir. Araç sahibinin valenin bu davranışlarından haberi bulunmadığı ve aracı olağan bir vale hizmeti kapsamında teslim ettiği durumda, yalnızca aracın maliki olması nedeniyle valenin kişisel suçundan otomatik olarak cezai sorumlu tutulması mümkün değildir. Ceza sorumluluğu şahsidir.
Bununla birlikte trafik hukukundaki işleten sorumluluğu ile ceza sorumluluğu birbirine karıştırılmamalıdır. Araç işleteni bazı hâllerde üçüncü kişilerin zararlarına karşı tehlike sorumluluğu kapsamında muhatap olabilir. Ancak aracın vale işletmesine teslim edilmiş olması, fiilî hâkimiyet, ekonomik yarar, sevk ve idare ilişkisi ile sigorta hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Zarar gören üçüncü kişinin korunması amacıyla sigorta şirketinin veya araç işleteninin sorumluluğuna gidilmesi, kazayı yapan vale ile vale şirketine rücu edilmesine engel değildir.
Vale kazalarında en kritik meselelerden biri ispat sorunudur. Araç sahibi, aracını hasarsız teslim ettiğini ve hasarın vale hizmeti sırasında meydana geldiğini ortaya koymalıdır. Buna karşılık vale şirketi, hasarın teslimden önce mevcut olduğunu veya kendi sorumluluk alanı dışında meydana geldiğini savunabilir. Bu nedenle aracın teslim anındaki durumu ile geri alınma anındaki durumunun belgelenmesi son derece önemlidir.
Vale teslim fişi bu noktada temel delillerden biridir. Fiş üzerinde işletmenin veya vale şirketinin unvanı, aracın plakası, teslim saati, varsa mevcut hasarlar ve teslimi alan görevliye ilişkin bilgiler bulunmalıdır. Fiş verilmemesi, hizmetin hiç sunulmadığı anlamına gelmez. Kamera görüntüleri, tanıklar, otopark kayıtları, POS ödemesi, mesajlar, konum verileri ve işletme girişindeki vale tabelasıyla da teslim ilişkisi ispatlanabilir.
Yönetmelik uyarınca vale hizmetinde kullanılan otopark alanlarında güvenlik kamerası bulunması gerektiğinden, kaza veya hasar fark edildiğinde görüntülerin silinmesini beklemeden yazılı olarak korunması talep edilmelidir. Kamera sistemleri çoğu zaman kayıtları belirli bir süre sonra otomatik olarak silmektedir. Bu nedenle işletmeye noter ihtarı gönderilmesi, savcılık veya mahkeme aracılığıyla görüntülerin celbinin istenmesi ya da gerektiğinde delil tespiti yoluna başvurulması önem taşır.
Kaza tespit tutanağı, trafik ekiplerinin düzenlediği belgeler, olay yeri görüntüleri, aracın hasarlı bölümlerinin fotoğrafları, ekspertiz raporu, servis faturaları, değer kaybı raporu, çekici ve ikame araç giderleri de tazminat talebinde kullanılabilecek deliller arasındadır. Sadece tamir bedeli değil, şartları oluştuğunda araç değer kaybı, kullanım mahrumiyeti, çekici gideri, otopark ücreti ve diğer doğrudan zararlar da talep edilebilir.
Araçta vale hizmetinden önce mevcut bulunan çizik ve hasarlar varsa bunların teslim fişine işlenmesi hem müşteri hem de işletme açısından önemlidir. Teslim sırasında hiçbir kayıt tutulmamışsa, aracın hasarsız teslim edildiğine ilişkin tanık anlatımları, önceki tarihli fotoğraflar, ekspertiz kayıtları ve kamera görüntüleri değerlendirilir. İspat yükü somut talebin niteliğine göre değişebilmekle birlikte, aracın valenin hâkimiyetindeyken hasar gördüğünü gösteren güçlü emareler sorumluluk değerlendirmesinde belirleyici olabilir.
Vale görevlisinin kazadan sonra olay yerinden ayrılması veya kazayı işletmeden ve araç sahibinden gizlemesi, yalnızca hukuki sorumluluğu değil, olayın niteliğine göre ceza ve idari sorumluluğu da etkileyebilir. Aracın hasarı fark edildiğinde işletmenin “Biz görmedik.” şeklindeki sözlü açıklamasıyla yetinilmemeli, durum yazılı olarak bildirilerek kamera kayıtlarının korunması istenmelidir.
Aracın içerisindeki eşyanın kaybolması hâlinde de benzer bir değerlendirme yapılır. Aracın vale görevlisine teslim edilmesi, aracın muhafaza yükümlülüğünü doğurur. Ancak kaybolduğu ileri sürülen eşyanın araçta bulunduğunun, ne zaman ve hangi koşullarda kaybolduğunun ispatı gerekir. Değerli eşya, para veya ziynet bakımından teslim sırasında işletmeye bildirim yapılmış olup olmadığı da önem taşıyabilir. Hırsızlık şüphesi varsa gecikmeksizin kolluğa veya Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulmalıdır.
Vale aracıyla trafik ihlali yapmış ve araç sahibine idari para cezası gönderilmişse, cezanın işlendiği tarih ve saatte aracın vale hizmetinde bulunduğu belgelenmelidir. Teslim fişi, kamera görüntüsü ve işletme kayıtları bu bakımdan önem taşır. Yönetmelikte vale hizmeti süresinde ortaya çıkan trafik cezaları ile araç çekme bedellerinin karşılanmasına ilişkin açık düzenleme bulunduğundan, araç sahibi bu tutarları vale şirketinden ve olayın niteliğine göre hizmeti sunan işletmeden talep edebilir.
Vale hizmetinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ilk yapılması gereken işlem, araçtaki hasarı teslim anında tespit etmek, aracın her yönünü fotoğraflamak, teslim fişini almak ve işletme yetkilisine yazılı bildirimde bulunmaktır. Ardından vale şirketinin ticari unvanı, vergi bilgileri ve zorunlu sigorta poliçeleri istenmeli, hasar servis veya bağımsız ekspertiz aracılığıyla belgelenmelidir. Sorumlular zararı karşılamazsa tüketici hakem heyeti, tüketici mahkemesi veya somut ilişkinin niteliğine göre diğer görevli mahkemeler nezdinde talepte bulunulabilir. Suç şüphesi bulunan hâllerde ceza başvurusu ayrıca değerlendirilmelidir.
İşletmenin vale noktasına “Araçlarda meydana gelen zararlardan işletmemiz sorumlu değildir.” şeklinde bir tabela asması veya teslim fişine benzer bir kayıt koyması, kanundan ve yönetmelikten doğan sorumluluğu otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Özellikle tüketici işlemlerinde, hizmet sunanın ağır kusurundan veya mevzuatla getirilen temel yükümlülüklerden önceden kurtulmasını amaçlayan kayıtların geçerliliği ciddi biçimde tartışmalıdır. Tabela, sorumluluğu ortadan kaldıran bir dokunulmazlık belgesi değildir.
Sonuç olarak aracınızı vale görevlisine teslim ettiğiniz anda aracın güvenli biçimde kullanılması, korunması ve aynı durumda geri verilmesi yükümlülüğü doğar. Vale görevlisinin kazaya neden olması hâlinde yalnızca sürücünün kişisel sorumluluğu değil, vale şirketinin, hizmeti müşteriye sunan restoranın, otelin veya diğer işletmenin ve sigorta şirketlerinin sorumluluğu birlikte değerlendirilmelidir. Zararın kimin tarafından karşılanacağı; hizmetin nasıl sunulduğuna, vale ile işletme arasındaki ilişkiye, kazanın oluş biçimine, sigorta poliçelerine ve eldeki delillere göre belirlenir.
Araç sahibinin mevcut zararı yalnızca tamir faturasıyla sınırlı olmayabilir. Değer kaybı, kullanım mahrumiyeti, ikame araç, çekici, otopark, trafik cezası ve diğer doğrudan zararlar da somut olayın özelliklerine göre talep edilebilir. Ancak bu hakların etkin biçimde kullanılabilmesi için teslim fişinin, kamera görüntülerinin, fotoğrafların, ekspertiz raporunun ve diğer delillerin zaman kaybetmeden güvence altına alınması gerekir. Aracınızı valeye bırakmış olmanız, araç üzerindeki haklarınızdan vazgeçtiğiniz anlamına gelmez; vale hizmeti sunanların “Anahtarı aldık ama sorumluluk almadık.” deme hakkı bulunmamaktadır.

